İslâm'da Zaman Tanzimi - Prof. Dr. İbrahim Canan

Kaynak metin, Prof. Dr. İbrahim Canan'ın "İslâm'da Zaman Tanzimi" adlı eserinden alınan bölümler ve yazarın diğer yayınlanmış çalışmalarının bir listesinden oluşmaktadır. Bu kitap, Kur'ân ve Sünnet'in zaman kavramına yaklaşımını, zamanın taksimini, günlük yaşantıda, eğitimde ve sosyal ilişkilerde zamanın nasıl verimli kullanılacağını detaylandırmaktadır. Ayrıca, İslâm alimlerinin zamanı değerlendirme endişelerine ve modern yaşamın getirdiği tatil ve eğlence anlayışına İslami bir perspektiften bakış açısı sunarken, Batı'daki zaman yönetimi yaklaşımlarıyla karşılaştırmalar da içermektedir. Kitap, bireyin irade terbiyesi ve güçlü iman ile zamanı etkili kullanmasının önemini vurgulayarak, hayatın her anında faydalı meşguliyetleri hedeflemeyi teşvik etmektedir.

Bu belgede, "İbrahim Canan - İslamda Zaman Tanzimi" adlı kaynaktan alınan alıntılar ve ana temalar özetlenmektedir. Kaynak, İslami öğretiler ışığında zaman yönetimi ve verimliliğin önemini vurgulamaktadır.

Giriş ve Zamanın Önemi

  • Çalışmanın Amacı: Kaynak, Türkiye Öğretmenler Vakfı'nın 1985'teki Dünya Gençlik Yılı sempozyumunda "İslâm'da Zaman Tanzimi" başlığıyla sunulan tebliğin genişletilmiş halidir. Temel amaç, gençliğin en önemli problemlerinden biri olan zamanla ilgili konulara dikkat çekmek: "Zaman şuuru vermek", "Plânlı, zamanlı işin ehemmiyetini benimsetmek", "Zamanı iyi değerlendirme alışkanlığı kazandırmak."
  • Verimlilik Odaklılık: Zamanı değerlendirme meselesi "faydalılık ve verimlilik" açısından ele alınmadığı sürece anlamsızdır. Oyun ve eğlence gibi anlık hazza yönelik meşguliyetler kısır olup, ferde veya topluma sağlıklı bir gelişme getirmez.
  • Hadis-i Şeriflerden Alıntılar:"İki şey vardır, insanların çoğu onun değerini bilmezler: Sıhhat ve boş vakit." Bu hadis, zamanın ve sağlığın değerinin sıkça göz ardı edildiğini vurgular.
  • Başarılı olmak için "zaman" anlayışı büyük rol oynar. Gençliğe, hayatın her anını verimli kullanmayı sağlayacak zaman bilinci ve alışkanlıkları kazandırılmalıdır.
  • Tarihi Örnek: 19. yüzyıl Rusya'sının komünist ihtilal sonrası teknik ilerlemesi, kısmen yöneticilerin "zamanı devletleştirme" yaklaşımıyla açıklanmaktadır. Onlar için "zaman kadar kıymetli bir şey, bir kol saatinin çok basit olan işleyişine emânet edilemez" düşüncesi, azami verimlilik için "bir zaman makinası" gibi çalışmayı hedeflemiştir.

Kur'an'da Zaman Anlayışı

  • Allah'ın Zamana İlişkin Sıfatı: Taberi, eserine Allah'ın zamanla ilgili vasfını zikrederek başlar: "Elhamdü lillahi’l-Evveli kable külli evvel ve’l-Âhiri ba’de külli ahir…" (Her evvelden Evvel ve her sonuncudan Sonuncu olan Allah’a hamd ediyorum.). Bu, Kur'an'ın ve Peygamber'in zaman konusundaki ısrarlı vurgusunun bir sonucudur.
  • Zaman Kavramlarının Sık Kullanımı: Kur'an, zaman üzerinde dikkati canlı tutmak için "yevm (gün)", "gece" ve "gündüz" gibi zaman dilimlerini ifade eden tabirleri sıkça kullanır ve bu dilimlere yeminler eder. "Gün" kelimesi en çok zikredilen kelimedir.
  • İlahi Gün ve Takvim: Kur'an'da "Allah’ın katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir." (Hacc, 22/47) ayetiyle ilahi bir günün varlığına işaret edilir. Bu, aynı zamanda "ilahi takvim"in varlığını da ima eder.
  • Kameri Takvimin Önemi: Pratik açıdan dünya ve insani takvim önemlidir. Kur'an, "ay" (şehr) ve "yıl" (sene) kavramlarına yer verir. Tevbe, 9/36 ayeti, "Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah’a göre, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram ayıdır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o (haram) ayları içerisinde nefsinize zulmetmeyin..." diyerek kameri esaslı takvimi ve haram aylarda nefse zulmetmeme gereğini vurgular. Bakara, 2/189 ayeti ise hilallerin "insanlara vakitlerin ve bilhassa hac zamanlarının ölçüsü" olduğunu belirtir.
  • Nesî (Ay Kaydırma) Yasağı: Kameri takvimle oynamak ve dini işleri güneş takvimine uydurmak olan "nesî" uygulaması, Tevbe, 9/37 ayetinde "küfürde bir artış" olarak nitelendirilmiş ve yasaklanmıştır.

Namaz Vakitlerinin Zaman Tanzimindeki Yeri

  • Zaman Şuuru Kazandırma: Farz namazlar, Müslüman kimseye günlük zamanını taksim etme ve programlama alışkanlığı kazandırma amacı taşır. Hz. Peygamber'in uygulamasıyla bu vakitler, günlük işlerin (yatma, kalkma, eve dönme, istirahat, ziyaret vb.) zamanlarını belirlemiştir.
  • Salât Kelimesinin Sıklığı: Kur'an'da namaz, yaklaşık 100 kez "salât" kelimesiyle ifade edilmiştir ve namazdan bahseden her ayet aynı zamanda "zaman şuuru" vermeyi amaçlar.
  • Gecenin Değerlendirilmesi: Kur'an'da "gece" (leyl) kelimesi (92 kez) "gündüz" (nehâr) kelimesinden (57 kez) daha sık zikredilir, bu da gecenin ibadet ve manevi gelişim için önemine işaret eder. Kıyâmu'l-leyl (gece kalkışı), Kamil mü'minin tamamlayıcı vasıflarından biri olarak teşvik edilir (Zâriyât, 51/16-18). Müzzemmil sûresi ise gece ibadetinin adabına ve süresine değinir (Müzzemmil, 73/20).

Haftalık ve Yıllık Zaman Dilimleri

  • Cuma Günü: Haftanın en faziletli günüdür. Haftalık farz namaz bu gündedir ve birçok hadis Cuma gününü övmüştür. Hz. Peygamber, Cuma'yı "günlerin efendisi ve Allah nezdinde de en büyüğü" olarak nitelendirir ve bu günde duaların kabul olacağı bir saat bulunduğunu belirtir.
  • Mevsimlik ve Özel İbadetler: İslâm, monotonluktan çıkarıp zaman konusunda şuurlu olmayı sağlamak için yıl, ay ve hafta içine ibadetler serpiştirmiştir. Cuma namazları, Bayram namazları, Ramazan orucu, Pazartesi ve Perşembe oruçları, ay ve güneş tutulması namazları gibi nafile ibadetler, mü'mini nefsini muhasebe etmeye ve yenilemeye teşvik eder.

Uhrevi Hesap ve Ömrün Değerlendirilmesi

  • Hesap Bilinci: Müslümanların zamanı verimli kullanma alışkanlığı kazanması için uhrevi hesap bilinci önemlidir. Kıyamet günü insana beş şeyden hesap sorulacaktır: "1- Ömrünü ne yaparak tükettiğinden, 2- Gençliğini ne işte harcadığından, 3- Malını nereden kazandığından, 4- Malını nerelere harcadığından, 5- Öğrendiği ile ne derece amel ettiğinden." Bu hesap bilinci, zamanı değerlendirmede kayıtsız kalmamayı sağlar.
  • Ölümü Hatırlama: İnsanların hayatın boş hayalleriyle kendini aldatmaması için Hz. Peygamber, "Lezzetleri acılaştıran ölümü çokça anın" buyurarak ölümü hatırlamaya teşvik etmiştir. Dünya, bir yolcunun mola verdiği konak yeri gibidir ve kısa ömrün iyi değerlendirilmesi gerekir.
  • "İçinde Bulunduğun Gün" Felsefesi: Akıllı kimseler, yarına ulaşamayacağı düşüncesiyle içinde bulunduğu anı en iyi değerlendirenlerdir. Hz. Ali'nin sözü: "Dünya her an bizden uzaklaşmakta, âhiret de yaklaşmaktadır. Bunlardan her ikisini de tercih edenler vardır. Siz âhireti tercih edenlerden olun, dünyayı tercih edenlerden olmayın. Zira bugün çalışma var, hesap yok, yarın ise hesap var, çalışma yok."
  • Kazanarak Terk Etmek: Dünyayı kalben terk etmek, Allah rızası için yapılan her şeyin gerekli ve zaman kaybı olmadığını ifade eder. "Yarın kıyametin kopacağını bilseniz, elinizdeki filizi dikmeyi ihmal etmeyin" hadisi, boş yorumların önüne geçer.
  • Her Gün Terakki Gerek: "İki günü eşit olan zarardadır..." rivayeti (zayıf olsa da âlimlerce benimsenen bir fikir olarak), her günün bir öncekinden daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Râzî'nin Asr sûresi tefsirinde, insan ömrünü kaybetmekten kurtulamayacağı, mubah işlerle geçirdiği zamanın da zarar olduğu, zira daha iyi bir amelle geçirebileceği vurgulanır. Hatta iyi bir amelle geçen zaman bile zarardır, çünkü daha iyisini yapmak mümkündür. Dolayısıyla "insan her ne yaparsa yapsın mutlaka zarardadır" kanaati, daima daha iyiyi arama düsturunu verir.
  • Ara Vakitlerin Değerlendirilmesi: Gün içinde otobüs beklerken, yolda giderken gibi beş on dakikalık boş zamanlar dahi azami şekilde değerlendirilmelidir. Cepte taşınacak küçük kitaplar, ezberden okunacak dualar, zikirler gibi hazırlıklı olunmalıdır. Mehdi Bey'in tevhit çekerek boş vakitlerini değerlendirme örneği verilir.
  • Zaruri Bilgilere Öncelik: "Faydasız ilimden Allah’a sığınırım" hadisi, farz ilimlerde eksiklikler olduğu müddetçe diğer öğrenme meşguliyetlerinin faydasız olabileceğini düşündürmelidir. Anne-baba isek, çocuklarımızın "iyi terbiye edilme hakları"nı bilmek ve gereğini yapmak öncelikli olmalıdır.

Zamanla İlgili Bazı Tedbirler

  • Ömrün Tanzimi (Beş Safha): Kur'an, insan ömrünü beş ana safhaya ayırır: çocukluk, gençlik, olgunluk, ihtiyarlık, düşkünlük. Her safhanın kendine has öncelikli vazifeleri vardır. Mümin, her yaşta ruhî, ahlakî ve manevi olarak değişmeli, gençlik psikozuyla hevesat peşinde koşmamalıdır.
  • Kırk yaşına varınca Ahkaf, 46/15'deki dua ile Allah'a şükretmeli ve salih amel işlemeyi dilemelidir.
  • Hz. Peygamber, "Gençlerinizin en hayırlısı yaşlılarınıza benzeyenlerdir. Yaşlılarınızın en şerlileri de gençlere benzeyenlerdir" ve "Yetmiş yaşında olduğu halde, davranışlarıyla olsun, kılık kıyafetiyle olsun yirmi yaşındaki gence benzeyen kimseye Allah buğzeder" buyurarak olgunluk yaşındaki sorumlulukları vurgular.
  • Çocukluk ve gençlikte ise erken tedris, faydalı bilgi prensibi ve istihdam tahdidi gibi tedbirlerle baliğ yaşa (15-18) kadar müstakil bir hayat adamı olarak yetiştirilmelidir.
  • Gençlerin Eğitimi ve Bilim Anlayışı: Hz. Ömer, gençlerin ilim öğrenmede çekingen olmamasını teşvik etmiştir: "Sizden hiçbirinizi, yaşının gençliği reyini söylemeye mâni olmasın. Zira ilim, ne yaşın gençliğinde, ne de ileriliğindedir. Aksine Allah onu (genç ve ihtiyarlardan) dilediğine koyar." İbn Abbas'ın 13 yaşında ilim tahsiline başlaması örnek verilir.
  • Dünya ve Ahiret Dengesi: İslâm, sadece ahireti değil, dünyayı da düşünmeyi, helal rızık için çalışmayı talep etmiştir.
  • "İnsanların himmetçe en yüce olanı, dünya işine de, âhiret işine de yer veren mü’mindir."
  • Ticari seyahat (helal rızık arama), Müzzemmil, 73/20 ayetinde cihat kadar kıymetli sayılmıştır. Hz. Ömer, "Bana ölümün geleceği haller içinde, Allah yolunda cihattan sonra en sevgili hâl, ben bir dağın iki tepesi arasında Allah’ın fazlından talepte bulunduğum bir sırada ölümün gelmesidir" demiştir.
  • İşin Hayırlısı Az da Olsa Devamlı Olanıdır: "Allah’a en hoş ve en sevimli olan amel, az da olsa devamlı olanıdır." Bu, insanların güç yetirebilecekleri işlere azmetmesini ve istikrarı tavsiye eder.
  • Az Uyku: Hz. Peygamber, "Sizden birinizin ensesine geceleyin Şeytan üç düğüm atar. Eğer gece uyanıp Allah’ı zikrederse düğümün biri çözülür..." diyerek az uyumayı ve gece ibadetini teşvik eder. İbnu Kayyim'in Hz. Peygamber'in uykusunu "en mutedil" olarak tanımlaması ve tabiplerin 8 saati faydalı uyku olarak görmesi, kesin bir rakam vermenin zorluğunu gösterir. Uyku miktarı yaşa, sağlığa, mesleğe ve mizaca bağlıdır.
  • Arkadaş Seçimi: Zamanın değerlendirilmesinde iyi arkadaş seçimi önemlidir. Furkan, 25/27-29 ayeti, kötü arkadaşın ahiret hüsranına yol açabileceğini belirtirken, Âl-i İmrân, 3/28 ayeti kafirleri dost edinmeyi yasaklar. "Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz dost edindiği kimselere dikkat etsin" hadisi de bu konuyu vurgular.
  • İş Planlarken Zaman ve Mekan Şartlarını Hesaba Katmak: Her işin bir mekan ve zaman içinde cereyan ettiğini ifade eden Arapça'daki "mektep" kelimesi örneğiyle açıklanır. İşin başarısı sadece planlamaya değil, mekan ve zaman şartlarına da bağlıdır. Sosyal çevre de "mekan" kavramına dahildir.
  • Peygamberimizin Hayatında Zaman Tanzimi: Hz. Peygamber, "Zamanın boş geçirilmesi söz konusu değildir" prensibiyle hareket etmiştir. Haftanın her gününe özel işler belirlemiş (İbnu Abbâs'tan rivayetle Pazar ekip dikme, Pazartesi yolculuk vb.), günlük işleri belirli vakitlerde ve istikrarlı bir şekilde yapmıştır. Yatsıdan önce uyumayı ve yatsıdan sonra konuşmayı mekruh görmüş, ancak "amme işleri için" gece geç saatlere kadar uyanık kalmıştır. Kıyâmu'l-leyl'i hayatında değişmez bir prensip edinmiştir.

Tatil ve İstirahat

  • Boş Vakit Anlayışı: Tatil, yıllık veya haftalık izinlerin yanı sıra günlük boş saatleri de kapsar. Kur'an, meşguliyetin değiştirilmesiyle dinlenme elde edilebileceğine işaret eder, buna "çalışarak dinlenme" denilebilir.
  • Cuma Günü: Cuma günü, müminin haftalık bayramıdır ve ilk asırlardan beri okullarda ve iş yerlerinde haftalık tatil olarak kabul edilmiştir. Bu günde, namaz için ezan okunduğunda Allah'ı anmaya koşulmalı, ticaret bırakılmalıdır (Cuma, 62/9-10). Namaz sonrası "Allah'ın lütfundan rızık aramaya" işaret edilir.
  • Sıhhat ve Boş Vakit Kıymeti: Hz. Peygamber, "İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymeti hakkında aldanma içindedirler: Sıhhat ve boş vakit" ve "Beş şeyin kıymetini beş şeyden önce bil: İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sıhhatin, fakirlikten önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin, ölmeden önce de hayatın" buyurmuştur.
  • Mektep ve İş Yerlerinde Tatil: Tatil uygulamaları zaman ve mekana göre farklılık gösterebilir. Kabisî'nin Risâle'sinde Cuma günü okul tatili olduğu, bayramlarda Ramazan için 1-3 gün, Kurban için 3-5 gün izin verildiği belirtilir.
  • Helal Eğlence: Dinlenmek için "hak olmayan şeyle (caiz olan lehviyatla) kalbi dinlendirme" prensibi mevcuttur. Hz. Aişe'nin Habeşlilerin mızrak oyunu seyretmesi örneği, helal eğlenceye müsaadeyi gösterir. "Yahudiler ve Hristiyanlar bilsinler ki, bizim dinimizde genişlik vardır" hadisi, dini genişliği vurgular.
  • İçkinin Zararları: SSCB'nin içki yasağı örneğiyle, alkolün iş hayatında verimliliği düşürdüğü ve iş kazalarını artırdığı vurgulanır.
  • Gündüz Uykusu (Kaylule): Kur'an, gündüz uykusuna (kaylule) önem verir (Nur, 24/58). Kaylule, hem ömrü hem rızkı artırmaya yardımcı olur, zira yarım saat kaylule iki saat gece uykusuna bedel olabilir. Kaylule, mutlaka uyku anlamına gelmeyip, gün ortasında yapılan istirahati de kapsayabilir.
  • Ev (Mesken) ve Dinlenme: Kur'an, sükûnet ve dinlenme aranacak en mükemmel mekan olarak "evleri" gösterir. Kahve, sinema gibi yerlere dinlenme amacıyla gitmek tavsiye edilmez.
  • Oyun ve Eğlenceye İslami Bakış: İslâm alimleri, çalgılar, satranç gibi zamanı boşa geçiren eğlenceleri yasaklamıştır, zira bunlar verimsizliğe ve topluma yük olmaya yol açabilir. Ancak düğün gibi özel zamanlarda def çalmak ve helal şarkılar söylemek caiz görülmüştür. "Düğünlerde eğlenmeye (ve cenaze sırasında ağlamaya) bize ruhsat verildi" hadisi bu durumu destekler.
  • Musikiye Bakış: Musiki hakkında alimler arasında farklı görüşler vardır: mutlak haram diyenler, fesahat için faydalanmanın günah olmadığını söyleyenler ve şartlara bağlı olarak helal/haram hükmü verenler. Genel yaklaşım, mutlak yasaklamadan veya mutlak serbest bırakmadan kaçınarak, şartlarını belirtmektir.
  • İtidal (Orta Yol): Her konuda olduğu gibi zamanı kullanımda da itidal esastır. Hz. Peygamber'in "Bilesiniz! Ben, sizin içinizde Allah’tan en çok korkanınız ve O’nun azabından en çok çekinenizim. Fakat ben, oruç tuttuğum gibi yerim de. Gece namazı kıldığım gibi yatıp uyurum da. Kadınlarımla beraberliğim de olur. İşte benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimi sevmezse o benden değildir" hadisi, ibadette aşırılıktan kaçınılması ve dengeli bir yaşam sürdürülmesi gerektiğini vurgular. Dünya nimetlerini tamamen yasaklamak doğru değildir; aşırılıklar hem dünyevi hem uhrevi zararlara yol açabilir.
  • Günlük Çalışma Müddeti: Kaynak, kapitalist nizamın "sekiz saatten fazla çalışmak verimi düşürür" prensibini ihtiyatla karşılar. Sanayi devrimindeki 15-16 saatlik çalışma örneklerini vererek, Batı'dan alınan bu prensiplerin gelişmekte olan ülkeler için uygun olmadığını, Çin'in düşük maliyetli ve çok çalışma düsturunun dünya ekonomisindeki etkisini vurgular. Rekabet için çalışma hayatını tanzim eden kanunlarda esneklik önerilir.
  • Eğlencede İtidal: Hz. Aişe'nin Habeşlilerin mızrak oyunu seyretmesi ve Hz. Peygamber'in "Evet, bir müddet bu, bir müddet de öteki" demesi, helal eğlencenin belli bir ölçüde mübah olduğunu gösterir. Ebû’d-Derdâ'nın "Kalbimi hak olmayan şeyle (caiz olan lehviyatla) dinlendiriyorum" sözü, dinlenmenin faydalı bir araç olduğunu belirtir. Aşırı çalışmanın getirdiği sürmenaj riskine karşı, muhtevası değişen meşguliyetlerle dinlenme ihmal edilmemelidir.
  • Tatil Müddeti: İslami kaynaklarda tatil süresi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Ramazan ve Kurban Bayramları ile Cuma günü resmi tatildir. Batı tarzı uzun tatillerin (bir ay gibi) beyin fonksiyonları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilir; bu tür tatillerin hafıza kaybına yol açabileceği bilimsel araştırmalarla desteklenir. İslami tatil, zamanı "ölü geçirme" değil, verimli değerlendirme odaklıdır.

Zaman Endişesi ve İlim Ehlinin Yaklaşımı

  • Yemek Zamanı ve İlim: Alimler, yemek saatlerini dahi asgariye indirme gayretinde olmuşlardır. Osman el-Baklâvî ve eş-Şeyh Fahreddin'in yemek yeme sırasında bile zikir veya ilimden uzaklaşmaktan duydukları rahatsızlık örnek verilir. İmam Ebû’l-Vefâ Ali İbnu Akil'in yemek süresini kısaltmak için ekmeği tirit şeklinde yediği ve Nevevî'nin günde bir öğün yiyerek vaktini ilim, ibadet ve telif için kullandığı belirtilir. İmam Malik'in tuvalet zamanını bile kısaltmaya çalışması aşırı hassasiyeti gösterir.
  • İnsanlarla Temasın Azaltılması: İnsanlarla temasın zaman kaybına neden olduğu belirtilir. Amr İbnu Abd-i Kays'ın "Güneşi tut" sözü, zamanın kıymetini vurgular. Selef alimleri, öğrencilerine toplu değil ayrı ayrı dönmelerini tavsiye etmiştir ki, Kur'an okuyarak veya tefekkür ederek yolda geçen zamanı değerlendirebilsinler.
  • İbnu’l-Cevzî'nin Gözlemleri: İbnu’l-Cevzî, insanların zamanlarını nasıl boşa harcadıklarını eleştirir: faydasız konuşmalar, aşk şiirleri okuma, uyku, gezinti, çarşı-pazar dolaşma, dedikodu, satranç oyunları gibi. Onları, tehlikeden habersiz gemide oturan yolculara benzetir. Kendisi, halkın zaman öldüren ziyaret alışkanlığına karşı pratik tedbirler almış (kağıt kesme, kalem açma gibi), zamanını boşa geçirmemek için sohbetleri kısa tutmuştur.
  • İlmin Kazanılması ve Alışkanlık: "Zaman konusunda başarı, nazariyat kadar, belki daha da fazla, uygulamaya bağlıdır." Zamanı iyi değerlendirme, planlı kullanma, boş vakit geçirmeme özünde bir alışkanlık işidir. Bu, hayatı etkileyecek müthiş bir kazanımdır. "Can çıkmazsa huy çıkmaz" atasözüyle ifade edilen alışkanlıklar, insanda şahsiyeti belirleyen ciddi bir hakimiyet kurar. Gazali, riyazet ve gayretle ahlakın değişebileceğini savunur.
  • İman ve İrade Bağlantısı: Her başarının sırrı zamanla bağlantılıdır ve o da iradeye muhtaçtır. İradeye etki edip onu faydalıya sevk edecek âmil ise "iman"dır. İslâm, kuru imana veya tatbikatı olmayan ilme itibar etmez; mü'minden ibadet, alimden de ilmiyle amel etmesini ister. "Faydasız ilimden Allah’a sığınırım" hadisi, ameli olmayan veya uygulanmayan bilgileri kasteder. Hz. Peygamber'in ilim öğrenmek isteyen bir kimseye önce "Rabbin marifetine erdin mi?" ve "Cennete inanıyor musun, onun için ne hazırlık yaptın?" diye sorması, zaruri bilgi ve amelin önceliğini gösterir.

Sonuç:

Bu kaynak, İslami yaşamda zamanın paha biçilmez bir sermaye olduğunu ve her anının bilinçli, verimli ve Allah rızası doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini kapsamlı bir şekilde vurgulamaktadır. Kur'an ve hadislerden alınan delillerle desteklenen bu anlayış, ibadet, ilim, dünya işleri, dinlenme ve sosyal ilişkilerde dengeyi ve istikrarı temel alarak müminin hayatını programlamasına rehberlik eder.