Verilen metinler, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve kültürel tarihine odaklanmaktadır. Kaynaklar, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden Cumhuriyet'in kuruluşu ve erken yıllarına, ardından çok partili hayata geçiş ve yakın dönem olaylarına kadar geniş bir zaman dilimini kapsar. Metinlerde matbaanın geç gelişi ve yayıncılık kültürü gibi tarihi konular, neoliberal ekonomi politikalarının etkileri, Türkiye'nin dış borçlanma süreçleri ve özelleştirmelerin sonuçları gibi ekonomik meseleler işlenmektedir. Ayrıca, Kürt sorunu, terör örgütlerinin faaliyetleri, ABD ve Batı'nın Ortadoğu politikaları gibi jeopolitik ve sosyal konulara da yer verilmiştir. Metinler, medyanın rolü, gazetecilerin sorumlulukları ve aydınların toplumsal konumu gibi unsurları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektedir.
Bu metin, Türkiye'nin tarihsel, ekonomik ve siyasi süreçlerini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen, geniş kapsamlı bir denemedir. Yazar, yaygın kabul gören bazı argümanları sorgulayarak, örneğin Latin harflerine geçişin kitap basımındaki azlığın nedeni olmadığını, asıl sorunun matbaanın gecikmesi ve kapitalist üretim ilişkilerinin eksikliği olduğunu belirtir. Neoliberal politikaların etkileri, emperyalist müdahaleler ve yerel işbirlikçiler gibi temalar sıkça vurgulanır. Metin, Kolomb'un "camii gördüğü" iddiasından yola çıkarak "Ilımlı İslam Projesi"ne, Osmanlı'daki dış borçlanmadan Soma maden faciasına kadar çeşitli olayları, derinlemesine analizlerle birbirine bağlar. Ayrıca, Batı'daki medya manipülasyonlarını, CIA ve BND gibi istihbarat örgütlerinin rolünü ve Türkiye'deki gazeteciliğin eleştirel boyutunu ele alarak, okuyucuya çok boyutlu bir düşünce perspektifi sunmayı amaçlar.
Hazırladığınız belge, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve kültürel meselelerine eleştirel bir bakış sunan, özellikle "doğru bilinen yanlışlar" veya "galat-ı meşhur" kavramı etrafında şekillenen detaylı bir analiz içermektedir. Belgelerde öne çıkan ana temalar ve önemli fikirler/olgular aşağıda sunulmuştur:
Giriş: Yalçın'ın "Galat-ı Meşhur" adlı eseri, yaygın olarak kabul görmüş ancak yanlış olan inançları, tarihsel anlatıları ve siyasi-ekonomik gerçekleri sorgulamayı amaçlar. Kitap, bilginin manipülasyonu, algı operasyonları ve gücün gerçekleri nasıl çarpıttığı üzerine odaklanmaktadır.
I. Ana Temalar ve Önemli Fikirler/Olgular:
A. Tarihsel Mitler ve Gerçeklerin Çarpıtılması:
- "Ulubatlı Hasan" ve "Uzun Mehmet" Efsaneleri: Yazar, İstanbul surlarına ilk Türk bayrağını diken "Ulubatlı Hasan" ve kömürü ilk bulan "Uzun Mehmet" gibi kahramanların aslında efsane olduğunu, bu anlatıların tarihsel uydurmalar olduğunu belirtir. Örneğin, "Ulubatlı Hasan"ın Melissinos'un 16. yüzyılda uydurduğu bir figür olduğunu ve Cumhuriyet dönemi kitaplarında 1947'ye kadar adının geçmediğini vurgular. (s. 10)
- Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi: Yazar, Evliya Çelebi'nin abartılı anlatılarına dikkat çekerek, bu anlatılara inanmanın gökyüzünde donan kedilere veya cadıların kavgalarına inanmak gibi absürtlükler içerdiğini ironik bir dille ifade eder. (s. 10)
- Matbaanın Osmanlı'ya Girişi ve Kuran Örneği: Osmanlı'nın matbaaya soğuk bakmasının nedenlerinden birinin, matbaa ile çoğalan kitapların Avrupa'da din tartışmaları yaratması ve benzer isyanların Osmanlı tebaasındaki gayrimüslimleri etkileyeceği korkusu olduğunu belirtir. Bir İngilizin Londra'da bastırdığı Kuran'ları İstanbul'a getirdiğinde Padişah'ın bunları denize attırması örneğiyle bu korkunun boyutunu gösterir. (s. 13)
- Siyasi Liderlerin "Gizlice Müslüman Olması" Söylentileri: Napoleon, Hitler, Mussolini ve hatta Prens Charles gibi Batılı liderlerin Müslüman olduklarına dair söylentilerin, halkı kandırmak ve siyasi çıkarlar elde etmek için üretilen yalanlar olduğunu ifade eder. (s. 15)
- Amerika Kıtası'nın Keşfi: Erdoğan'ın "Amerika kıtasını Kristof Kolomb'dan önce 1178'de Müslümanlar keşfetti" sözünü eleştirirken, aslında Fenikelilerin, Jomon Çağı Japonlarının, Çin gezginlerinin, Vikinglerin ve hatta Mısırlıların Kolomb'dan çok önce Amerika'ya gittiğinin bilindiğini, asıl önemli olanın kimin bulduğu değil, bu tür anlatıların "Ilımlı İslam Projesi" gibi siyasi projelerin diliyle konuşulduğunu vurgular. (s. 15-16)
B. Ekonomik Politikalar ve Neoliberalizm Eleştirisi:
- Osmanlı'da Fiyat Kontrolü (Narh Usulü): Çiller'in "son komünist ülke Türkiye'yi yıkacaktı" söylemini eleştirirken, Osmanlı'da da fiyat kontrolü (narh usulü) uygulandığını, hatta sadrazamların soğan-sarımsak fiyatlarını bile belirlediğini, padişahların çarşıda tebdil kıyafetle fiyat kontrolü yaptığını belirterek Osmanlı'nın da bu mantıkla "komünist" sayılabileceğini dile getirir. (s. 11)
- İçki Yasağının Ekonomik Nedeni: Osmanlı'daki içki yasaklarının kalkmasının temel nedeninin "zecriye" adı verilen gelir vergisi olduğunu, devletin ekonomik sıkışıklıkta vergi ihtiyacı duyduğunda bu yasakları kaldırdığını, günümüz AKP iktidarının da benzer şekilde içkiden yüksek vergi aldığı için yasakçı davranamadığını belirtir. (s. 12)
- II. Abdülhamit ve Dış Borçlar: II. Abdülhamit dönemindeki borçlanmaların Osmanlı'yı yarı sömürge haline getirdiğini ve Kıbrıs'ın İngilizlere kiralanması gibi sonuçlara yol açtığını ifade eder. Bu borçların Atatürk Cumhuriyeti tarafından ödendiğini vurgular. (s. 19-20)
- 1838 Ticaret Antlaşması ve Sömürgeleşme: İngiltere ile imzalanan 1838 Ticaret Antlaşması'nın Osmanlı ekonomisine "tarihi boyunca indirilen en öldürücü darbe" olduğunu, yerli sanayinin çöktüğünü ve paranın Avrupa'ya aktığını anlatır. Vakanüvis Ahmet Lütfi Efendi'nin "Sanayii dahiliye bütün bütün mahv-ü muattal oldu (çöktü) ve emtiayı efrenciye (yabancı mallar) revaç bularak nükud-u mevcudumuz (mevcut paramız) Avrupa’ya çekilip gitmeye başladı" sözünü alıntılar. (s. 25-26, 191)
- David Urquhart ve Ilımlı İslam Projesi: İngiliz kapitalizminin temsilcisi David Urquhart'ın Osmanlı'yı pazara dönüştürmek amacıyla İslamiyet'i yücelten makaleler yazdığını ve Marks'ın seküler reformları savunmasına karşın Urquhart'ın "Aman laiklikten uzak durun!" diyerek "Ilımlı İslam'ın ilk versiyonunu" uyguladığını belirtir. (s. 24)
- Vergi Cennetleri ve Küresel Krizler: Küresel sermayenin medya manipülasyonlarıyla gerçekleri gizlediğini, özellikle "vergi cennetleri"nin küresel krizlerin temelinde yattığını ancak medyanın bunu asla dile getirmediğini ifade eder. (s. 28-29)
- "Kağıt Petrol" ve Enerji Politikaları: Petrol fiyatlarının arz ve taleple değil, finans piyasasındaki "kağıt petrol" ile belirlendiğini, bunun fiziki piyasadaki petrolün 15 katı olduğunu ve jeopolitik gelişmelerle manipüle edildiğini savunur. (s. 30-31)
- Sağlık Sektörünün Ticaretleşmesi: Dünyanın en büyük şirketlerinin önemli bir kısmının sağlık sektöründe olduğunu, sağlığın sınırsız kar alanı haline geldiğini ve gereksiz ameliyatlar, röntgenler gibi uygulamalarla halkın sömürüldüğünü dile getirir. (s. 32-34)
- Akbaba Fonları (Paul Elliott Singer): Hedge fonlarının "Akbaba Fonu" olarak nitelendirilebileceğini, bunların gelişmemiş ülkelerin borçlarını ucuza alıp fahiş kârlarla sattığını, Paul Elliott Singer örneği üzerinden Arjantin, Peru, Zambiya, Kongo, Nikaragua gibi ülkelerin nasıl sömürüldüğünü anlatır. Singer gibi figürlerin "hayırseverlik" maskesi altında gerçek yüzlerini gizlediklerini belirtir. (s. 34-37)
- Neoliberalizmin Uygulanışı ve Sonuçları: Neoliberalizmin "kumarhane ekonomisi" olarak nitelendirildiğini, Şili'de Pinochet, Arjantin'de Menem, Pakistan'da Ziyaü'l-Hak gibi liderlerin IMF reçetelerini uygulayarak halkı yoksullaştırdığını ve ülkelerini iflasa sürüklediğini ifade eder. Margaret Thatcher ve Ronald Reagan'ın da bu politikaların uygulayıcıları olduğunu vurgular. (s. 36-50)
- Kamulaştırma ve Soma Katliamı: Soma maden katliamının, madenlerin kamulaştırılması yerine özelleştirme yoluyla "daha çok kâr" ilkesiyle işletilmesi politikasının sonucu olduğunu, CHP'nin bile bu konuda kamulaştırma diyemediğini eleştirir. (s. 59-62)
- "Orta Gelir Tuzağı" Eleştirisi: "Orta Gelir Tuzağı" gibi kavramların AKP iktidarının ekonomik sorunları örtbas etmek ve nefes almak için kullandığı bir kafa karıştırıcı söylem olduğunu, CHP'nin de bu oyuna gelip AKP ağzıyla konuştuğunu dile getirir. (s. 67-68)
- Sosyal Devletin Yıkılışı: Sosyal devletin (Keynesyen karma ekonomi) sona ermesiyle ücretsiz sağlık, eğitim gibi halkçı politikaların terk edildiğini ve neoliberalizmin bu alanları özel sermayenin avucuna bıraktığını belirtir. (s. 48-49)
- Atatürk'ün Ekonomi Anlayışı: Atatürk'ün 1929 krizi sonrası "devletçilik" ve "devrimcilik" ilkelerini CHP programına eklemesinin, halkçı ve kalkınmacı bir ulus-devlet inşa etme hedefi olduğunu vurgular. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası gibi KİT'lerin nasıl kurulduğunu, halka faydalarını ve daha sonra nasıl özelleştirilerek yok edildiğini detaylı bir şekilde anlatır. "Bizim kaderimiz: Ekonomistler tarih bilmez. Tarihçilerimiz ekonomi bilmez!.." (s. 12, 69-99)
- "Kumar Ekonomisi" ve Finansın Yükselişi: Neoliberalizmin finans kapitalizmine dayalı bir "kumar ekonomisi" olduğunu, üretimin yerine paradan para kazanan şirketlerin ön plana çıktığını ve bu durumun toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini savunur. (s. 27-28, 66)
C. Siyaset ve Demokrasiye Bakış:
- "Bonapartizm" ve Otoriter Yönetimler: III. Napolyon örneği üzerinden "Bonapartizm" kavramını açıklar: "İktidarı emekçilerin alamadığı ama burjuvazinin de alacak kadar palazlanamadığı için siyasal gücünü bürokrasiye devrettiği rejimin adıydı." Marks'ın "ilkinde trajedi, ikincisinde komedi" olarak nitelendirdiği tarihsel yinelenmelerle Erdoğan iktidarını ilişkilendirir. (s. 47-48)
- "Restorasyon" ve Kemalizm'in Yıkımı: Davutoğlu'nun "restorasyon" söyleminin, aslında Kemalist Devrim'in yıkımını ve faşizmin "başkanlık sistemi" kamuflajı altında gelişini ifade ettiğini belirtir. (s. 43-44)
- Sandığın Fetihleştirilmesi ve Demokrasi: Demokrasinin sadece sandığa indirgenmesini eleştirir. Sandığın tek başına demokrasiyi sağlamadığını, insanlık tarihindeki büyük dönüşümlerin sandıkla değil, yozlaşmış meclislere karşı durularak gerçekleştiğini savunur. Erdoğan'ın "Ben sandıktan çıktım, istediğimi yaparım" söylemini otoriterlikle ilişkilendirir. (s. 211-214)
- 27 Mayıs ve Anayasa Mahkemesi: 27 Mayıs 1960 darbesinin Portekiz'deki "Karanfil Devrimi" gibi demokratikleşmeyi amaçlayan bir hareket olduğunu, 1961 Anayasası ve Anayasa Mahkemesi'nin bu darbenin ürünü olduğunu savunur. Bugün 27 Mayıs'ı eleştirenlerin, onun ürünü olan Anayasa Mahkemesi'ne övgü düzmesini çelişkili bulur. (s. 206-210)
- Siyasal İslamcılık ve ABD İlişkisi: Mısır'daki Müslüman Kardeşler örneği üzerinden Siyasal İslamcı hareketlerin ABD tarafından nasıl desteklendiğini, laik siyaset boşluğunun İslamcılar tarafından doldurulduğunu ve neoliberal politikalara boyun eğdirildiğini anlatır. (s. 80-82)
- Medya ve Algı Operasyonları: Medyanın küresel sermaye tarafından manipülasyon aracı olarak kullanıldığını, yalan üzerine bilinç yaratıldığını ve gerçeklerin gizlendiğini vurgular. Özellikle "Beyaz Enerji Operasyonu" ve "Fatih Camii'nin Bombalanması" iddiaları gibi olaylarla medyanın oynadığı rolü eleştirir. (s. 279-283, 375-377)
- "Mankurtlaşma" ve Ulusal Kimlik: Cengiz Aytmatov'un "Mankurt" kavramı üzerinden, efendilerinin emirlerini sorgulamadan yerine getiren, kendi akıl ve kimliğini yitirmiş insanları anlatır. Ulusal kimlikten ve "Türk" sözcüğünden nefret edenlerin, kendi tarihlerini ve değerlerini aşağıladığını ifade eder. (s. 245-246)
- Kimlik Siyaseti ve Bölünme: Neoliberalizmin toplumsal muhalefeti bölmek için etnik ve dinsel kimliklere dayalı siyaseti desteklediğini, Türkiye'deki kimlik siyasetinin ülkeyi böldüğünü ve toplumsal mücadeleyi parçaladığını savunur. (s. 136, 183-184)
- "Yeni Aydın" ve Döneklik: Camus'nün "Veba" eserindeki aydın tanımından yola çıkarak, yenilgi altında ezilen, düşünme yetisini kaybeden, sürekli yanıldığını ifade eden "yeni aydın" güruhunu eleştirir. Bu aydınların, kirli tezgâhlarda gönüllü olarak yer aldığını, psikolojik harp ajanı gibi davrandığını belirtir. (s. 393-394, 407-410)
D. Kürt Sorunu ve Emperyalist Müdahaleler:
- Kürt Sorununun Ekonomik Temeli: Kürt sorununun salt siyaset ve kültür meselesi olmadığını, temelinde Osmanlı'dan gelen toprak mülkiyet ilişkileri gibi ekonomik sorunların yattığını savunur. Atatürk'ün toprak reformu çabalarının feodal yapıyı değiştirmeyi hedeflediğini belirtir. (s. 136-137, 246-248)
- "Dersim" Tartışması ve Cumhuriyet'in Rolü: "Dersim" olaylarını romantik sözlerle idealleştirenleri eleştirir. Cumhuriyet'in bölgeyi kalkındırmak, yol, elektrik, okul götürmek ve feodal ilişkileri değiştirmek istediğini, halkın o dönemde açlık ve yoksulluk içinde olduğunu vurgular. Tunceli adının "aydınlanmanın kalesi" anlamına geldiğini belirtir. (s. 109-111)
- Halepçe Katliamı Gerçeği: Halepçe katliamının sorumluluğunun Saddam Hüseyin'e yüklendiği algısının yanlış olduğunu, aslında ABD istihbarat raporlarına göre kimyasal silahların İran'a ait olduğunun kanıtlandığını ifade eder. Bu durumun Batı medyasının "Kürt soykırımı" söylemiyle nasıl manipülasyon yaptığını gösterdiğini belirtir. (s. 133-134)
- "Kovboy Diplomasisi" ve Bölgesel Çatışmalar: ABD'nin dış politikasını "Kovboy Diplomasisi" olarak tanımlar. Ortadoğu'daki çatışmaların emperyalistlerin "enerji" kaynakları üzerindeki çıkar çatışmalarının sonucu olduğunu, IŞİD ve PKK gibi örgütlerin bu oyunda piyon olarak kullanıldığını iddia eder. "Dünyayı tek bir gücün tahakkümü/zorbalığı altına sokma anlayışını kim dayatıyor: ABD!" (s. 30, 345-347, 353-354)
- Suriye İç Savaşı'nın Ekonomik Nedenleri: Suriye'deki çatışmaların mezhep savaşı değil, Esad rejiminin neoliberal tarım politikaları sonucu halkın yoksullaşması ve kentlere göç etmesi gibi ekonomik nedenlerden kaynaklandığını savunur. (s. 358-359)
- PKK ve Emperyalizm İlişkisi: PKK'nın emperyalist güçler tarafından kullanıldığını, özellikle ABD'nin Irak işgalinin PKK'yı güçlendirdiğini, örgütün kanlı eylemlerinin siyasi süreçleri manipüle etmek için kullanıldığını iddia eder. (s. 144-153)
- "Özerklik Talebi"nin Ardındaki Gerçekler: HDP'nin özerklik taleplerinin yeni olmadığını ancak bu talebin arkasında emperyalist güçlerin "Kürt koridoru" oluşturma hedefinin yattığını, IŞİD'in de bu amaca hizmet ettiğini savunur. (s. 242-243)
E. Dış Güçlerin Müdahaleleri ve İstihbarat Faaliyetleri:
- Papa Suikastı ve CIA/Gladio İlişkisi: Papa II. Jean Paul suikastının arkasında sadece Mehmet Ali Ağca'nın değil, Vatikan'daki mali skandalların, P2 Mason Locası'nın ve CIA ajanlarının (Duane Claridge, Paul Henze, Ruzi Nazar) olduğunu, Gladio gibi "derin devlet" yapılarının rolünü vurgular. Suikastın "Türk Bozkurtlar" üzerinden manipüle edildiğini belirtir. (s. 219-222)
- Ruzi Nazar ve Türk Milliyetçiliğinin Dönüşümü: CIA ajanı Ruzi Nazar'ın Türk milliyetçiliğinin temelini değiştirerek anti-komünist çizgiye çektiğini, darbe planlarının arkasındaki isimlerden biri olduğunu, 12 Mart 1971 darbesindeki rolünü detaylıca anlatır. (s. 224-228)
- Murat Bayrak ve Nazi Bağlantıları: Murat Bayrak gibi eski Nazilerin Türkiye'de nasıl zenginleştiğini, ülkücü komando kampları kurarak gençleri silahlandırdığını ve CIA ile bağlantıları olduğunu, daha sonra "İslamcı" kimliğe bürünerek Diyanet İşleri'ni eleştirdiğini ifade eder. (s. 229-233)
- Medyanın İstihbarat Çalışmalarına Alet Edilmesi: William L. Laurence'in Hiroşima'ya atom bombası atıldıktan sonra yalan haber yaparak Pulitzer ödülü alması ve Pentagon'dan para alması örneğiyle, gazetecilerin nasıl "ajan-casus" olarak kullanıldığını vurgular. Günümüzde de düşünce kuruluşlarının ve ekonomistlerin CIA tarafından finanse edilerek piyasayı manipüle ettiklerini belirtir. (s. 365-366)
- Edward Snowden ve Bilgi Sızıntıları: Edward Snowden'ın NSA belgelerini sızdırmasının "halkı bilgilendirmek" amacı taşıdığını, ABD'nin onu "casusluk" ve "hırsızlıkla" suçlamasını eleştirir. Medyanın ise "egemen çevrelerin sözcüsü" olarak hareket ettiğini, gazetecilerin "köle" gibi davranabileceğini ifade eder. (s. 367-368)
- Hudson Enstitüsü ve "Dehşet Senaryoları": Hudson Enstitüsü'nde ABD'li yetkililer ve Türk generaller arasında yapılan toplantıda "darbe senaryolarının" konuşulduğunu, Yasemin Çongar gibi gazetecilerin bu senaryoları Türk kamuoyuna taşıyarak manipülasyon yaptığını iddia eder. (s. 387-389)
F. Toplumsal Dönüşümler ve Değerler:
- Kondratyev Dalgaları ve Kapitalizmin Dönüşümü: Rus Marksist ekonomist Nikolay Kondratyev'in teorisiyle kapitalist ekonomik yapının döngüsel krizler yaşadığını, her döngüsel krizin toplumsal ilişkileri değiştirdiğini ve 45-55 yıl arasında gerçekleştiğini anlatır. Kapitalizmin krizlerinin savaşlarla çözüldüğünü belirtir. (s. 51-55, 362)
- "Müslümansız Mazlumlar İttifakı Kurulamaz": Solcular ile Müslümanların bir araya gelmesi gerektiği düşüncesini savunur. Batı'nın "İslam'da sosyalizm olmaz" gibi yalanlarla bu ittifakı engellemeye çalıştığını, Osmanlı'dan günümüze bu tür manipülasyonların devam ettiğini anlatır. (s. 192-198)
- "Faşizm" ve Disiplin: Faşizmin sadece siyasi iktidarlarla sınırlı olmadığını, toplumsal hayatın her alanına sirayet eden bir zorbalık olduğunu, "disiplin" adı altında özgürlükleri reddettiğini ve insan karakterini biçimlendirmeye çalıştığını belirtir. (s. 396-397)
- Alevilere Yönelik Ayrımcılık: AKP içinde Alevilere yönelik önyargının ve ayrımcılığın var olduğunu, Ali Ekber adında bir gazetecinin yaşadığı deneyimlerle bu durumu gözler önüne serer. (s. 399-401)
- Cemaat ve Medya İlişkisi: Cemaat'in medya üzerindeki etkisini, Mehmet Barlas ve Ekrem Dumanlı gibi gazetecilerin Cemaat'le olan ilişkilerini ve "kumpas" haberlerini nasıl manipüle ettiklerini detaylıca anlatır. (s. 402-406)
II. Çarpıcı Örnekler ve Olgular:
- Camel'in Kökeni: Tütün devi Camel sigarasının adının, İkinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin Sina çölünde Osmanlı'ya karşı kullandığı ve savaşı kazanmalarına yardım eden deve tugaylarından geldiğini belirtir. (s. 129)
- Çeçenistan Savaşı ve Petro-Dolar: Çeçenistan'ın petrol ve doğal gaz kaynakları nedeniyle Rusya tarafından işgal edildiğini, bu savaşın petrol ve dolar arasındaki ilişkinin bir sonucu olduğunu savunur. (s. 131)
- ABD Dış Politikasının Şiddet Kaynakları: William Blum'un kitabından alıntıyla, ABD'nin 1945'ten bu yana 50'den fazla yabancı lideri devirmeye çalıştığını, 30'dan fazla ülkeye bomba yağdırdığını ve 71 ülkede halk hareketlerini bastırmaya çalıştığını belirtir. (s. 134-135)
- Ruh Açlığı: "Para, mevkiler, şöhretler, akademik unvanlar" ile insan ruhunun açlığının doyurulamayacağını ve inançsızlığın çürümeye yol açtığını ifade eder. (s. 105)
- Yemin ve Siyasal Etik: Ortaçağ'da "boş yere yemin etmenin" cinayetten bile kötü sayıldığını, ancak günümüzde siyasetçilerin yemini sıradanlaştırdığını ve kutsal değerleri değersizleştirdiğini dile getirir. (s. 163-164)
- Ermeni Milliyetçiliği ve İsyanları: Ermeni nüfusunun Osmanlı'dan sonra nüfusun yüzde 1.5'ini oluşturmasına rağmen, önemli görevlere getirildiklerini ancak 19. yüzyıl sonunda "öç al" anlamına gelen isimler koymaya başladıklarını, milliyetçi örgütlerin silahlı isyanlar çıkardığını ve Rus ordusuna katılarak Osmanlı'ya karşı savaştığını detaylıca anlatır. (s. 433-437)
- "Soykırım" Tartışmaları ve Gerçekler: Ermeni tehcirinde abartılı rakamların kullanıldığını, Rus ve Alman generallerin raporlarına göre Ermeni çetelerinin Müslümanlara karşı katliamlar yaptığını, tehcirin bir savaş önlemi olduğunu ve uluslararası hukukta karşılıklı kırım olarak nitelendiğini belirtir. (s. 431-438)
- Suudi Arabistan ve ABD İlişkisi (Quincy Paktı): Suudi Arabistan'ın ABD'nin 51. yıldızı gibi olduğunu, ABD'nin çok ucuza petrol karşılığında Suudi Arabistan'ı koruduğunu ve ülkenin askeri sanayisinin ABD'nin kontrolünde olduğunu ifade eder. (s. 337-338)
- "Kiralık Ordular" ve Küresel Çıkarlar: Halliburton gibi şirketlerin "kiralık ordular" üzerinden Bosna, Kosova, Afganistan, Irak gibi ülkelerde savaştığını ve bu savaşlardan milyarlarca dolar kazandığını, IŞİD'in de bu pazarın bir ürünü olabileceğini savunur. Bu şirketlerin vergi cennetlerinde merkezlendiğini ve şeffaf olmadıklarını belirtir. (s. 332-336, 353-354)
- Menderes'in Saati ve Örtülü Ödenek: Adnan Menderes'in saatinin gümrük vergisinin örtülü ödenekten karşılandığını belirterek, günümüzdeki yolsuzluklara gönderme yapar. (s. 284-285)
III. Temel Mesajlar:
- Gerçekleri anlamak için olaylara iktisadi bir perspektiften bakmak elzemdir.
- "Doğru bilinen yanlışlar" siyasi, ekonomik ve kültürel manipülasyonların temelidir.
- Emperyalizm, tarihi ve kimlikleri kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmektedir.
- Neoliberalizm, "vahşi kapitalizm" olarak nitelendirilerek toplumsal çöküşün ve çatışmaların ana nedeni olarak gösterilir.
- Demokrasi sadece sandığa indirgenmemeli, özgürlük ve halkın gerçek katılımıyla anlam kazanmalıdır.
- Aydınlar ve medya, gücün ve sermayenin hizmetinde değil, gerçeğin peşinde olmalıdır.
- "Sol" ve "milliyetçilik" gibi kavramlar, özünde halkçı, bağımsızlıkçı ve eşitlikçi değerleri temsil ettiğinde birleşebilirler.
- Mücadele, pasif bir bekleyiş yerine sürekli eylem ve kararlılık gerektirir.
- Geçmişten ders çıkarmak ve "galat-ı meşhur"lardan arınmak, Türkiye'nin geleceği için hayati öneme sahiptir.
Bu belge, yazarın eleştirel duruşunu, derinlemesine araştırmalarını ve Türkiye'nin güncel sorunlarını tarihsel bağlam içinde değerlendirme çabasını gözler önüne sermektedir.