Bu belge, Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından yazılan "Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen" başlıklı kitabın alıntılarını sunmaktadır. Kitap, küresel sömürü ve adaletsizlik sistemini eleştirerek, buna "Adil Düzen" adını verdiği İslami temellere dayalı alternatif bir ekonomik ve sosyal model önermektedir. Özellikle faizsiz bankacılık, tek vergi sistemi ve sosyal adalet prensipleri gibi konulara odaklanarak, mevcut kapitalist ve komünist sistemlerin eksikliklerini ortaya koymaktadır. Belge aynı zamanda Milli Görüş hareketinin ve Erbakan'ın 54. Hükümeti'nin Türkiye ve dünya için daha yaşanabilir bir gelecek inşa etme çabalarını ve başarılarını da vurgulamaktadır.
Bu kitap, Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğindeki Millî Görüş hareketinin "Adil Düzen" felsefesini detaylandıran ve 2009'da ESAM'ın düzenlediği bir konferansın eseri olan bir yayındır. Kaynak, mevcut Faizci Kapitalist Nizam'ı, yol açtığı yoksulluk, adaletsizlik ve emperyalist sömürü gibi sorunlar üzerinden eleştirmekte ve bu düzenin iflas ettiğini iddia etmektedir. Kitap, "Adil Düzen" adı verilen alternatif bir ekonomik ve sosyal modelin temel prensiplerini açıklamaktadır; bu model, "para = mal" ilkesi, faizsizlik, karşılıksız para yokluğu gibi kavramlara dayanırken, devletin üretimden hakkaniyetli pay aldığı ve bireylerin refahının güvence altına alındığı bir sistem öngörmektedir. Metin, Millî Görüş'ün Türkiye'yi "Yeniden Büyük Türkiye" yapma ve "Adil Yeni Bir Dünya" kurma hedefini vurgulayarak, bu vizyonun insanlığa barış ve saadet getireceğine inanmaktadır.
I. Mevcut Küresel Sistemin Eleştirisi ve İflası
Erbakan, mevcut küresel düzenin insanlığa huzur ve barış getirmeyeceğini savunmaktadır. Ona göre, içinde bulunduğumuz dünya, bilginin saniyeler içinde yayıldığı, geniş kitlelerin sürekli enformasyon bombardımanına tutulduğu ancak buna rağmen küresel ölçekte açlık, kıtlık ve sefaletin yaşandığı bir dönemdir.
- Küresel Sorunların Bütüncül Yaklaşımı: Erbakan, geniş kitlelerin açlığı, yoksulluğu ve yoksunluğunun küresel sistemden ayrı ele alınmasının mümkün olmadığını vurgular. "Mevcut küresel sistem Türkiye'yi de küresel ölçekte yaşanan olumsuz şartların içine çekmiştir. Ne Türkiye ne de bir başka ülke kendi meselelerini küresel sisteme müdahale etmeden bir çözüme kavuşturamaz."
- Adaletsiz Kaynak Paylaşımı: Enerji kaynaklarının dörtte birinin dünya nüfusunun yirmide biri tarafından tüketildiği, nimet ve külfet paylaşımında dengeyi gözetmeyen, emeği ucuza kapatmaya çalışan, sermayenin belirli ellerde toplanmasına müdahale etmeyen, paranın bir meta gibi alınıp satılmasına göz yuman bir sistemin adil olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, "bir ırkın seçkinliği varsayımı üzerine kurulmuş bir sistemin de insanlığa bir fayda getirmesi beklenemez."
- Mevcut Dünya Düzeninin İflası: Birleşmiş Milletler raporlarına atıfta bulunularak mevcut dünya düzeninin iflas ettiği ileri sürülmektedir. Raporda, "İçinde bulunduğumuz dünyadaki çarpıklıklar, mevcut global sömürü sisteminin iflas ettiğinin göstergesidir." denilmektedir. Yaklaşık 7 milyar insanın yaşadığı dünyada nimetlerin eşit paylaşılmadığı, 2 milyar insanın sefalet, açlık, hastalık ve kötü beslenme içinde yaşadığı, her gün 150 bin insanın öldüğü (40 bini çocuk) ve milyonlarca insanın temiz suya erişemediği veya sağlık hizmetlerinden mahrum olduğu belirtilir.
- Sömürücü Emperyalizm: Erbakan, günümüzdeki fakirliğin, dünya kaynaklarına hükmeden küresel elitler tarafından kısa sürede yok edilebilecek düzeyde zenginlik olmasına rağmen devam ettiğini belirtir. Dünya toplam üretiminin sadece %1'inin (315 milyar dolar) fakirliği ortadan kaldırmak için yeterli olduğu ifade edilir. "Dünya üretiminin %1'ni versek, diğer bir ifadeyle zekatımızı versek, dünyada bir tane fakir kalmaz. Bütün insanların hepsinin karnı doyar." Bu durum, sömürücü emperyalizmin kitleleri ölüme terk ettiğini ve yok ettiğini göstermektedir.
II. "Adil Düzen"e Duyulan İhtiyaç ve Temel İlkeleri
Erbakan, insanlığın küresel krize çare olabilecek yeni bir sisteme, yani "Adil Düzen"e ihtiyaç duyduğunu belirtir. Bu sistem ahlak üzerine yükselmeli ve kişinin kendi için istediğini başkaları için de istemesi ilkesine dayanmalıdır.
- Adil Düzenin Tanımı ve Özellikleri: "Bu sistem dayatmacı olmayan, kendinden olmayanı yok saymayan, herkes için adaleti gözeten bir sistem olmalıdır. Yine bu sistem çalışanın emeğinin gözetildiği, nimet ve külfet paylaşımında dengeyi salık veren ve sağlayan bir sistem olmalıdır. Ayrıca bu sistem insanla, insanların özgürleşerek bir arada yaşayabilme gereksinimiyle, çevreyle ve evrenle barışık bir sistem olmalıdır. İşte bu barış düzenine adil düzen denir."
- Temel İnsan Hakları: Adil Düzen, rengi, ırkı, dili, düşüncesi ne olursa olsun her insan için yaşama hakkını, mülkiyet hakkını, inanç ve düşünce özgürlüğünü, nesil ve akıl emniyetini güvence altına alır. İnanç ve düşünce özgürlüğü; inanılanı öğrenme, öğretme, inanılan değerler etrafında örgütlenme ve inanıldığı gibi yaşama haklarını içerir.
- Adil Düzen ve Baskının Reddi: Adil düzende baskı ve tahakküm bir yönetme aracı olamaz. Tekelci bir eğitimden, dayatma haline dönmüş yasalardan ve sermayenin belirli ellerde toplandığı acımasız bir ekonomik tutumdan uzaktır. Nimet ve külfet paylaşımında adalet esastır.
- Hakkın Kaynakları (Doğru Hak Anlayışı): Erbakan, hakkın dört temel sebepten doğduğunu ifade eder:
- İnsan Olmak: Her insan, insan olmaktan dolayı hak sahibidir.
- Rıza ile Yapılan Anlaşmalar: Karşılıklı rıza ile yapılan anlaşmalar hak ve vecibe doğurur.
- Adalet Gereği Doğan Haklar: Aynı işi yapan iki kişiye eşit ücret verilmesi gibi adalet gereği doğan haklar.
- Emek: "Ben çalışmışım, sizin külfetinizi azaltmışım, nimetinizi çoğaltmışım. Bu bana hak doğurur, sizin, bu hakkıma saygı göstermeniz bir görevdir, bir vecibedir. Emek bir hak sebebidir."
- Yanlış Hak Anlayışı (Firavunların Anlayışı): Mevcut düzenin "Firavunların hak anlayışı"na dayandığını ve hakkın kaynağını kuvvet, çoğunluk, imtiyaz (ayrıcalık) ve menfaat olarak gördüğünü belirtir. Bu anlayışın zalimliklere ve adaletsizliklere yol açtığı vurgulanır. George W. Bush'un Irak işgali, "Benim kuvvetim var! Tekelci mihrakların menfaati için her şeyi yaparım." ve "Benim çıkarlarım (menfaatim) var, ben gider müdahale ederim." gibi ifadelerle bu yanlış anlayışa örnek gösterilmiştir.
III. Medeniyetlerin Seyri ve Adil Düzen'in Tarihteki Yeri
Erbakan, insanlık tarihini "Hak merkezli" ve "Kuvvet merkezli" anlayışlar arasındaki bir mücadele olarak değerlendirir.
- Hak ve Kuvvet Merkezli Medeniyetler: Tarihte doğru hak anlayışının hakim olduğu dönemlerde barış ve huzurun hüküm sürdüğü, yanlış hak anlayışının hakim olduğu dönemlerde ise zulüm, savaş ve çatışmaların yaşandığı belirtilir. İbrahim (a.s.), Musa (a.s.), İsa (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.) peygamberler aracılığıyla kurulan medeniyetler "Hakkın Üstün Olduğu Dönemler" olarak tanımlanır. Mısır (Firavunlar), Yunan ve Roma medeniyetleri ise "Kuvveti Üstün Tutan Zihniyetlerin Hakim Olduğu Dönemler" olarak gösterilir.
- İslam Medeniyeti ve Adil Düzen: Hz. Muhammed (s.a.v.) ile birlikte yükselen "İslam Medeniyeti", "Hakkı Üstün Tutan" düzenin en kamil örneği olarak sunulur. Bu düzenin bin yıldan fazla süreyle yeryüzüne hakim olarak insanlığa saadet getirdiği ifade edilir. Ömer (ra) ve Fatih Sultan Mehmet'in Kudüs ve İstanbul'u fethi sırasında gösterdikleri adalet ve hoşgörü, Batılıların tarihindeki Haçlı Seferleri, Engizisyon ve Dünya Savaşları ile karşılaştırılır ve İslam medeniyetinin üstünlüğü vurgulanır.
- Dönüm Noktası: Kitap, günümüzün "ırkçı emperyalizm"in dünyaya hakim olduğu bir dönüm noktası olduğunu ve insanlığın "Faizci Kapitalist Nizam"ı sürdürmesi halinde felakete sürükleneceğini, "Adil Düzen"e geçmesi halinde ise yeniden "Saadet Dünyası"na kavuşacağını belirtir.
IV. Adil Ekonomik Düzenin Temel Esasları
Erbakan, "Adil Ekonomik Düzen"in temelini oluşturan 31 ilkeyi ortaya koyar. Bunlardan 3'ü genel, 7'si para, 7'si kredi, 7'si vergi ve 7'si sosyal güvenlikle ilgilidir.
- İnsan Doğası ve Adil Paylaşım: İnsanların doğası gereği tüketmek istedikleri ancak üretmenin zahmetine katlanmak istemedikleri belirtilir. Cennetin tüketim yeri olduğu, bu dünyanın ise bir imtihan yeri olduğu hatırlatılır. Bu durum karşısında Adil Düzen'in temel şartı şudur: "Gel kardeşim buraya bak sen hep tüketmek istiyorsun, buna mukabil hiç üretmek istemiyorsun. Sana müsaade ediyoruz, lüzumsuz israf yapmamak şartıyla istediğin kadar tüket ama bir şartımız var. Ne kadar tüketeceksen o kadar da kendin üreteceksin, başkasının hakkını yemeyeceksin."
- "Faiz Yok" İlkesi: Adil Düzen'de faiz, haksızlık ve zulüm olarak kabul edilir. Üretmeyenin üretenin elinden faiz miktarı kadar malı zorla almasıdır. Faiz, insanların "ahlaki çöküşüne" neden olan ve 40 çeşit belanın mikrobu olarak nitelendirilir. Kapitalist sistemdeki faiz argümanları (paranın mal olması, paranın kirası olması, sermayenin üretim unsuru olması) reddedilir.
- "Para = Mal" İlkesi: Adil Düzen'de "para = mal"dır. Toplumun faydasına arz edilmiş üretilmiş mallar ne kadarsa, vatandaşın cebinde ve piyasada da o kadar para vardır. Karşılıksız para basılması söz konusu değildir, zira bu haksız fiyat artışına ve üreticilerin hakkının yenmesine sebep olur.
- Fiyatların Oluşumu (Arz-Talep İlkesi): Adil Düzen'de fiyatların oluşumunda arz-talep kaidesi esas alınır. Serbest piyasa ekonomisinin faydalı mekanizmaları kullanılır. Ancak Kapitalizmdeki gibi tekelleşme ve kartelleşmeye izin verilmez. Fiyatlar, ürün stoklarına göre dinamik olarak belirlenir.
- Adil Düzen'de Kredi Sistemi:Hakk-ı Müktesep Kredisi: Kişinin kullanmadığı parasını bankaya yatırmasıyla, o paranın başkaları tarafından kullanılmasına imkan tanıyan faizsiz bir kredi sistemidir. Bu sistemde ne faiz ne de enflasyon söz konusudur. Tüm para ekonominin hizmetindedir.
- Emek Karşılığı Kredi: Üretim yapabilecek yetenekteki dürüst yatırımcılar, iş kurmak için sermaye sorunu yaşamazlar. Atölye sahibi, işçilerin ücretlerini devletin/bankanın ödediği faizsiz kredilerle karşılar, sonra üretimini satarak borcunu öder. Bu sayede işsizlik önlenir ve kalifiye, dürüst insanlar kolayca yatırım yapabilir.
- Selem Senedi Karşılığı Kredi: Gelecekte teslim edilecek bir mal karşılığında önceden ödeme yapılması esasına dayanan bir kredi türüdür. Bu sistemde senet malı temsil eder ve piyasada ucuzluğa sebep olur. Faizci Kapitalist düzende ise senet parayı temsil eder ve pahalılığa yol açar. Selem senedinin vadesi uzadıkça ucuzluk artarken, Kapitalist düzende vade uzadıkça faiz nedeniyle pahalılık artar.
- Adil Ekonomik Düzen'in Vergiyle İlgili Esasları:Devletin Rolü ve Geliri: Adil Düzen, "Hakkı Üstün Tutan" bir düzendir. Devlet, elinde kuvvet var diye istediği şekilde vergi koyamaz. Devlet, üretime yaptığı katkı ve hizmetleri karşılığında kendi hakkını alır. Mevcut Kapitalist düzende devletin vatandaşları haksızca ezdiği, gelişmeyi önlediği, gelir dağılımını bozduğu ve sömürü yaptığı iddia edilir.
- Tek Vergi Prensibi: Adil Düzen'de devlet sadece tek bir vergi alır. Üreticilerin vergi yükü azalır, yatırım artar, milli hasıla yükselir ve devletin geliri de buna bağlı olarak artar.
- Verginin "Üretim Cinsinden" Verilmesi: Devletin payı, üretimden elde edilen ürün cinsinden alınır ve devlet de bu payı istediği zaman piyasa fiyatından paraya çevirebilir. Bu, üreticilerin mallarını yok pahasına satma mecburiyetini ortadan kaldırır.
- Gelirden Vergi Alınmaması: Üretim ve hizmetlerde herkesin kendi hakkını adil bir şekilde aldıktan sonra, devletin kimsenin payından vergi alamayacağı belirtilir. Brüt gelir aynı zamanda net gelirdir.
- Vergiye Dayalı Hizmet ve Sigorta: Ne kadar çok vergi ödenirse (yani devletin gelirine katkı sağlanırsa), devletin sağladığı hizmetlerden o oranda daha fazla ve öncelikle yararlanma imkanı olur. Ödenen vergi miktarıyla orantılı olarak teşebbüsler sigortalanır ve hırsızlık, yangın gibi durumlarda devlet zararı tazmin eder. Bu sistem, daha çok vergi ödemeyi teşvik eder.
- Vergi Beyanı ve Denetim Yokluğu: Adil Düzen'de vergi beyana göre alınır, vergi kontrolü, uyuşmazlığı, mahkemeleri ve kaçakçılığı söz konusu değildir. Üretimdeki paylaşım açık ve adil olduğu için kimse hırsızlığa yeltenmez.
- Adil Ekonomik Düzen'in Sosyal Güvenlikle İlgili Esasları:Herkese Sigorta: Adil Düzen'de herkes sigortalıdır.
- Primsiz Sigorta ve Emeklilik: Sigorta ve emeklilik için prim (para) ödenmez.
- İşsizlik ve Emeklilik Maaşı: İşsizlik ve emeklilik maaşı, kişilerin yaş, tahsil, hizmet ve ehliyetlerine göre belirlenir ve bütçeden ödenir. Milli gelirin artışıyla bu pay da artar.
- Esnek Emeklilik: İsteyen istediği zaman emekli olabilir, isterse tekrar çalışmaya başlayabilir. Ancak emekli olan kredi hakkını kaybeder.
- Devletin Temel Görevi: Devletin en önemli görevi, vatandaşlarından hiçbirinin aç veya açık kalmamasını, herkese insan onuruna yakışır şekilde yaşama imkanlarının teminini sağlamaktır.
V. Adil Düzen'in Faydaları ve Diğer Sistemlerle Karşılaştırması
- İşsizliğin Önlenmesi: Adil Düzen'de tüm yatırımlar "Tam Teşvik" ile desteklenir ve "Faizsiz Emek Kredisi" ile her çalışanın hakkı olan ücret ödenir. Bu sayede işsizlik sorunu kalmaz, aksine çalıştırılacak insan aranmaya başlanır.
- Geri Kalmışlık, Rüşvet ve Ahlaki Bozulmanın Önlenmesi: Adil Ekonomik Düzen, ekonomiyi hızla geliştirerek devleti zenginleştirir ve refahı herkese yayar. Bu sayede geri kalmışlık, bölgesel dengesizlikler, rüşvet ve ahlaki bozulmalar ortadan kalkar. Kapitalist sistemin faiz mikrobu ile zenginleri daha zengin, fakirleri daha fakir yaparak ahlaki çöküşe yol açtığı iddia edilir.
- Faizci Kapitalist Düzenin Çözümsüz Problemleri: Erbakan, Faizci Kapitalizmin yol açtığı 14 temel sorunu (adil gelir dağılımı olmaması, dış borçlar, sosyal patlama, savaşlar, geri kalmışlık, rüşvet ve ahlaki bozulma gibi) sıralar ve bunların Adil Düzen'e geçildiğinde nasıl çözüleceğini belirtir.
- Barış Düzeni vs. Çatışma Düzeni: Adil Düzen her alanda bir "Barış Düzeni" olarak tanımlanırken, Faizci Kapitalist Düzen her alanda bir "Çatışma Düzeni" olarak nitelendirilir. Doktor-hasta ilişkisi buna örnek verilir: Kapitalist düzende doktorun çıkarı hastanın hastalığının uzamasındayken, Adil Düzen'de doktorun çıkarı vatandaşın sağlığını korumakta ve böylece daha çok tercih edilmektedir.
- Milli Kalkınma: Adil Düzen'e geçildiğinde ülkeler borç ve faiz esaretinden kurtularak "Kendi Gücüyle Kalkınma" prensibini benimser. Milli, güçlü, süratli ve yaygın kalkınma stratejileri ile verimli yatırım projeleri geliştirilir ve teşvik edilir.
- İnançlı Kadrolar: Adil Düzen, taklitçi kadrolar yerine inançlı kadrolar yetiştirme imkanı sunar. Bu kadrolar, ülkenin insan gücü, madenler, ormanlar, topraklar, sular gibi zenginliklerini yatırımlara dönüştürerek refahı tüm yurda yayar.
VI. Milli Görüş ve D-8'in Rolü
- Milli Görüş'ün Misyonu: Milli Görüş Hareketi, Siyonizm'in küresel sömürü planlarını ortaya çıkarmış ve Haım Nahum Doktrini gibi sinsi planlara karşı mücadele etmiştir. Milli Görüş, milleti kendi özüne ve değerlerine döndürme hareketidir.
- D-8'in Önemi: Türkiye'nin Batı'ya uşaklık etmek yerine, Milli Görüş'e dönerek Adil Düzen'i tesis etmesi ve örnek bir ülke olması gerektiği vurgulanır. Refahyol Hükümeti döneminde kurulan D-8'lerin (Gelişen Sekiz Ülke) daha aktif bir şekilde canlandırılarak Müslüman ülkeler ve ezilen dünya devletlerinin desteğiyle Yeni Bir Dünya'nın kurulmasına öncülük etmesi gerektiği belirtilir.
Sonuç
Erbakan'ın "Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen" eseri, mevcut küresel sistemin adaletsizliklerini, sömürü düzenini ve ahlaki çöküşünü sert bir dille eleştirmekte, buna karşılık "Adil Düzen" adını verdiği, hak, adalet, ahlak ve üretim temelli yeni bir dünya düzeni önermektedir. Bu düzenin ekonomik, sosyal ve siyasi boyutlarıyla mevcut sorunlara kalıcı çözümler sunacağı, işsizliği, yoksulluğu, savaşları ve ahlaki bozulmayı ortadan kaldıracağı iddia edilmektedir. Eser, Kapitalizm ve Komünizm gibi sistemleri dejenere ve eksik düzenler olarak görerek, insanlığın tek çıkış yolunun "Adil Düzen" olduğunu savunur.