Bu metinler, Karl Marx ve Friedrich Engels'in yazdığı Komünist Manifesto'nun Türkçe çevirisinin giriş ve önsözlerinden oluşmaktadır. Kaynak, eserin orijinal yayın sürecini, farklı dillere çevrilişini, özellikle de Türkiye'deki çeviri ve yayın serüvenini ayrıntılarıyla anlatır. Ayrıca, Manifesto'nun temel argümanlarına değinilmekte ve Marx ile Engels'in yaşam öykülerinden kesitler sunularak eserin tarihsel ve siyasi bağlamı açıklanmaktadır. Metin, Komünist Manifesto'nun düşünce özgürlüğü açısından Türkiye'deki yargısal süreçlerini ve eserin geçerliliğini de tartışmaktadır.
Temel Temalar ve Tarihsel Bağlam
1. Sınıf Mücadelesi Tarihin İtici Gücü
Komünist Manifesto'nun temel ilkesi, "Tarihin her çağında, var olan ekonomik üretim ve değişim biçimi ve kaçınılmaz olarak bunun yol açtığı toplumsal örgütlenme, o çağın siyasal ve düşünsel tarihinin temelini oluşturur, (...) dolayısıyla, bütün bir insanlık tarihi (...) bir sınıf savaşımları tarihi (...) olagelmiştir." Bu, Marx ve Engels'in tarihsel maddecilik anlayışının merkezidir. Toplum, sömüren ve sömürülen sınıflar arasındaki sürekli çatışmalarla ilerlemiştir. Bu çatışmalar ya "toplumun tümden devrimci bir dönüşüme uğramasıyla ya da çatışan sınıfların ortak yıkımıyla sonuçlanan, kimi zaman gizliden gizliye, kimi zaman açıktan açığa, ama dur durak bilmeyen bir savaşım içinde olmuşlardır."
2. Burjuvazi ve Proletarya
Modern burjuva toplumu, feodal toplumun yıkıntıları arasından yükselmiş ancak sınıf çelişkilerini ortadan kaldırmamış, aksine "eski sınıfların yerine yeni sınıflar, eski baskı koşullarının yerine yeni baskı koşulları, eski savaşım biçimlerinin yerine yeni savaşım biçimleri getirmiştir."
- Burjuvazi: Marx ve Engels, burjuvaziyi "toplumsal üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf" olarak tanımlar. Burjuvazi, tarihsel olarak "son derece devrimci bir rol oynamıştır." Feodal bağları kesip atmış, "insanla insan arasında katıksız çıkardan, katı 'nakit ödeme'den başka bir bağ bırakmamıştır." Üretim araçlarını ve ilişkilerini sürekli devrimcileştirerek "kendi suretinde bir dünya yaratmaktadır." Burjuvazi, dünya pazarını genişletmiş, ulusları uygarlığın bağrına çekmiş ve kentleri köyler üzerinde egemen kılmıştır. Ancak bu devrimci rol, beraberinde "aşırı üretim salgını" gibi ticari bunalımları getirmiştir.
- Proletarya: Proletarya, "hiçbir üretim aracına sahip olmadıkları için ancak işgüçlerini satarak yaşayabilen modern ücretli emekçiler sınıfı"dır. Makinelerin yaygınlaşması ve işbölümü nedeniyle proleterlerin işi "tüm bireysel niteliğini, dolayısıyla da işçi için tüm çekiciliğini yitirmiştir." İşçiler, "makinenin bir uzantısı olup çıkmıştır." Ücretleri yaşamlarını sürdürmek için zar zor yeterken, "çalışma saatlerinin uzamasıyla, belirli bir süre içinde yapılması istenen işin artmasıyla, makinelerin hızlanmasıyla vb. birlikte işin yükü de ağırlaşır." Orta sınıfın alt tabakaları da modern sanayi karşısında yetersiz kalarak "yavaş yavaş proleterleşirler." Proletarya, burjuvaziye karşı savaşımda birlikler oluşturur ve "her sınıf savaşımı siyasal bir savaşımdır."
3. Özel Mülkiyetin Ortadan Kaldırılması
Komünistlerin teorisi tek bir tümcede özetlenebilir: "özel mülkiyetin ortadan kaldırılması." Manifesto'ya göre, komünizmin ayırt edici özelliği "genel olarak mülkiyete son vermek değil, burjuva mülkiyetine son vermektir." Çünkü modern burjuva özel mülkiyeti, "sınıf çelişkilerine, çoğunluğun azınlık tarafından sömürülmesine dayanan üretim ve ürünleri edinim sisteminin en son ve en kusursuz ifadesidir." Komünistler, "emekçinin yalnızca sermayeyi artırmak için yaşamasına olanak tanıyan, ancak egemen sınıfın çıkarının gerektirdiği ölçüde yaşamasına izin veren acımasız karakterini ortadan kaldırmak" istemektedirler.
4. Komünist Devrimin Hedefleri ve Geçici Önlemleri
Proletaryanın devrimde atacağı ilk adım, "proletaryayı egemen sınıf durumuna getirmek, demokrasi savaşını kazanmaktır." Proletarya, siyasal egemenliğini kullanarak "sermayeyi burjuvazinin elinden giderek söküp almak, tüm üretim araçlarını devletin (...) elinde toplamak ve üretim güçlerinin toplamını elden geldiğince hızlı bir biçimde artırmak için kullanacaktır." Manifesto, en ileri ülkelerde uygulanabilecek bir dizi önlem önermektedir:
- Toprak mülkiyetinin kaldırılması ve tüm toprak gelirlerinin kamu yararına kullanılması.
- Ağır bir artan oranlı vergi.
- Her türlü miras hakkının kaldırılması.
- Tüm göçmenler ve asilerin mülküne el konması.
- Kredilerin ulusal bir banka aracılığıyla devlet elinde toplanması.
- Haberleşme ve ulaştırma araçlarının devlet elinde toplanması.
- Devlete ait fabrikalar ve üretim araçlarının çoğaltılması; çorak toprakların tarıma elverişli hale getirilmesi.
- Herkes için eşit iş taahhüdü ve tarımda sanayi ordularının oluşturulması.
- Tarımın sanayi işletmeleriyle birleştirilmesi; kent ile köy arasındaki ayrımın ortadan kaldırılması.
- Tüm çocuklar için devlet okullarında parasız eğitim ve eğitimin sanayi üretimiyle uyum içinde yürütülmesi.
Bu önlemlerin amacı, "sınıf ayrımları ortadan kalktığı ve tüm üretim tüm ulusun engin birliğinin elinde toplandığı zaman, kamu iktidarı da siyasallığını yitirecektir." Nihayetinde, "sınıfları ve sınıf karşıtlıklarıyla birlikte eski burjuva toplumunun yerini, toplumun her bir üyesinin özgürce gelişmesinin toplumun tümünün özgürce gelişmesinin koşulu olduğu bir birlik alacaktır."
5. Komünist Olmayan Sosyalizm Türleri
Manifesto, çeşitli sosyalizm türlerini eleştirel bir gözle inceler:
- Feodal Sosyalizm: Aristokrasinin, burjuvaziye karşı eski ayrıcalıklarını korumak amacıyla işçi sınıfının çıkarlarını savunur görünerek ortaya attığı, ancak aslında "gerici" bir sosyalizm biçimi.
- Küçük Burjuva Sosyalizmi: Modern üretim koşullarındaki çelişkileri açıkça ortaya koyar, ancak "eski üretim ve değişim araçlarını ve onlarla birlikte eski mülkiyet ilişkilerini ve eski toplumu geri getirmeyi ya da modern üretim ve değişim araçlarını (...) eski mülkiyet ilişkilerinin sınırları içine hapsetmeyi amaçlar." Bu sosyalizm hem "gericidir hem de ütopyacı."
- Alman veya "Gerçek" Sosyalizm: Fransız eleştirisinin zayıf bir tekrarıdır ve Almanya'daki mutlak yönetimlerin burjuva tehlikesine karşı bir "korkuluk" olarak kullanılmıştır. "Dar kafalı küçük burjuvanın cerbezeli avukatı" olmuştur.
- Tutucu (Burjuva) Sosyalizm: Burjuva toplumunun varlığını sürdürmek için toplumsal bozuklukların giderilmesini ister, ancak "burjuva üretim ilişkilerine son verilmesi, ancak bir devrimle gerçekleştirilebilecek bir son verme değil, yalnızca bu ilişkilerin varlığının sürdürülmesine dayanan yönetsel reformlardır."
- Eleştirel-Ütopyacı Sosyalizm ve Komünizm: Toplumun tüm üyelerinin yaşam koşullarını iyileştirmek ister, ancak sınıf mücadelesinin önemini kavrayamaz ve "tümüyle ütopyacı bir nitelik taşırlar." Bu akımların takipçileri "sürekli olarak, sınıf savaşımının gücünü kırmaya ve sınıf karşıtlıklarını uzlaştırmaya çabalarlar."
6. Manifesto'nun Değişmezliği ve Değişen Koşullar
Marx ve Engels, Manifesto'nun yayımlanmasından yirmi dört yıl sonra, 1872 Almanca basımına yazdıkları önsözde, "Koşullar son yirmi beş yılda ne kadar değişmiş olursa olsun, bu Manifesto’da ortaya konan ana ilkeler bugün de o günkü kadar doğrudur," demişlerdir. Ancak "ilkelerin hayata geçirilmesini her yerde ve her zaman var olan tarihsel koşulların belirleyeceğini vurgulamaktan geri kalmazlar." Manifesto'nun "kimi yönlerden yetersiz kaldığını, kimi yönlerden gününü doldurmuş olduğunu kabul etmekle birlikte, 'Yine de, Manifesto, artık değiştirmeye hiç hakkımız olmayan tarihsel bir belge durumuna gelmiştir,' sonucuna varırlar."
7. Türkiye'deki Manifesto Çevirileri ve Düşünce Özgürlüğü Tartışmaları
Kaynak, Komünist Manifesto'nun Türkçeye çevrilme ve yayınlanma sürecindeki zorluklara ve düşünce özgürlüğü tartışmalarına geniş yer vermektedir.
- Çeviri Tarihi: Mustafa Suphi'nin yarım kalan çevirisi ve Şefik Hüsnü'nün bu çeviriyi tamamladığı izlenimi vurgulanır. Şefik Hüsnü, "Ülkemizde birbirini izleyen kişisel yönetimler, her konuda olduğu gibi düşünce alanında da öteki uluslardan geri kalmamıza neden olmuşlardı" diyerek çevirinin önemini belirtir.
- Hukuki Süreçler: Manifesto'nun Türkiye'de yayınlanması "komünist propagandası mahiyeti taşır" şeklinde bilirkişi raporlarıyla suçlamalara neden olmuştur. Ancak diğer bilirkişi raporları, eserin "düşünce tarihi derslerinde kaynak olarak kullanılan bir eser" olduğunu belirtmiştir. Savunma avukatları ise, "Müvekkilimizin eylemi, bu bilimsel kitabı olduğu gibi, hiçbir değişiklik yapmadan, kendinden bir şey katmadan yabancı bir dilden Türkçeye aktarmaktır," diyerek düşünce özgürlüğünün sınırsızlığını ve çevirinin bilimsel niteliğini savunmuşlardır. Yargılamaların, "Türkiye’nin yakın geçmişinde düşüncelerini açıklayan, bilimsel sosyalizmin temel yapıtlarını dilimize çeviren aydınların neler yaşadıklarını" gösterdiği belirtilir. TCK'nın 142. maddesinin ancak Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra kaldırılmış olması "ülkemiz yönetimlerinin düşünce özgürlüğüne yaklaşımı açısından yeterince utanç vericidir."
8. Engels'in Katkıları ve Yaşamı
Friedrich Engels, Marx ile yoğun bir işbirliği içinde olmuş ve "Alman İdeolojisi" gibi Marxçılığın ilk olgun ürünleri sayılabilecek yapıtların kaleme alınmasında önemli rol oynamıştır. Engels'in deyişiyle, sosyalizmin "bir ütopya olmaktan çıkarılıp bilimsel bir niteliğe kavuşturulduğu yapıtta, üretici güçlerin gelişmesiyle toplumsal ilişkilerin (üretim ilişkilerinin) niteliğinin de değiştiği, bütün tarihsel gelişmenin üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkiden kaynaklandığı görüşüne ilk kez yer veriliyordu." Engels, dil öğrenme yeteneği, keskin eleştiri yeteneği ve kolay anlaşılır üslubuyla "Marxçı ilkelerin geniş bir kitleye yayılmasında yararlı olacaktı." Ayrıca, "İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu" adlı yapıtıyla sınıf mücadelesi teorisine kendi katkısını sağlamıştır. Engels, Manifesto'nun temel önermesinin Marx'a ait olduğunu vurgulamıştır: "Tarihin her çağında, var olan ekonomik üretim ve değişim biçimi ve kaçınılmaz olarak bunun yol açtığı toplumsal örgütlenme, o çağın siyasal ve düşünsel tarihinin temelini oluşturduğu; bunun sonucu olarak da (...) bütün tarihin bir sınıf savaşımları tarihi (...) olageldiği; ancak, bu savaşımının bugün ulaştığı aşamada, sömürülen ve ezilen sınıfın (proletaryanın) bundan böyle, aynı zamanda toplumun tümünü sömürüden, zulümden ve sınıf savaşımlarından sonsuza dek kurtarmaksızın, kendini sömüren ve ezen sınıftan (burjuvaziden) kurtulamayacağı düşüncesi – işte bu temel düşünce, yalnızca ve bir tek Marx’a aittir."
Sonuç
Komünist Manifesto, ekonomik koşulların siyasal ve düşünsel tarihi belirlediği ve sınıf mücadelesinin toplumsal değişimin motoru olduğu temel tezini ortaya koyar. Burjuvazinin devrimci ancak yıkıcı rolünü ve proletaryanın nihai kurtuluşunu ve toplumu dönüştürme potansiyelini inceler. Metin, zaman içinde güncellenmesi gerekse de, "artık değiştirmeye hiç hakkımız olmayan tarihsel bir belge" olarak kalmıştır. Türkiye'deki çeviri ve yayın süreçleri ise, eserin içeriğinin evrensel öneminin yanı sıra, düşünce özgürlüğü ve toplumsal tartışmalar açısından da nasıl bir simge haline geldiğini göstermektedir.