Bu metin, Necmettin Erbakan'ın "Davam" adlı kitabından seçilmiş bölümleri içermektedir. Kaynak, kitabın içeriği, yazım ekibi, iletişim bilgileri ve içindekiler bölümü ile başlamaktadır. Erbakan'ın çocukluk ve eğitim hayatı, Almanya'daki akademik ve sanayi deneyimleri, özellikle yerli motor üretimi fikrinin nasıl oluştuğu anlatılmaktadır. Metin ayrıca, yerli sanayileşme çabaları, karşılaşılan engeller, Körfez Krizi ve Türkiye'nin bu krizdeki rolü, İslam dünyasının birliği, Siyonizm ve küresel güçlerin sömürü mekanizmaları gibi geniş bir konu yelpazesini kapsamaktadır. Son olarak, Milli Görüş'ün hedefleri, Adil Düzen kavramı ve Batı medeniyeti ile mukayesesi gibi düşünsel temalara değinilerek metin son bulmaktadır.

Necmettin Erbakan'ın "Davam" adlı eserinden alınan bu alıntılar, yazarın temel düşünce sistemini, dünya görüşünü, siyasi ve toplumsal hedeflerini ortaya koymaktadır. Metin, İslam dininin yaşamın her alanına rehberlik ettiğini ve Müslümanların bu rehberlikle hareket ederek adil ve huzurlu bir dünya inşa etme sorumluluğu taşıdığını vurgulamaktadır. Erbakan, mevcut dünya düzenini eleştirmekte ve buna alternatif olarak Milli Görüş ve Adil Düzen ilkelerine dayalı bir çözüm önermektedir.

Ana Temalar ve Önemli Fikirler

Yaratılış, İnsan ve İlahi Düzen:

  • Metin, yaratılışın ve evrenin muazzam düzeninin Yüce Yaratıcı'nın varlığının en önemli delilleri olduğunu vurgular. Su gibi doğal olaylardaki istisnaların bile ilahi bir rahmet ve mucize olarak görülmesi gerektiğini belirtir.
  • Alıntı: "Başımızı gökyüzüne çevirip baktığımız zaman ne görüyoruz? Sonsuz bir kainat, sonsuz bir güzellik, sonsuz bir sanat ve sonsuz bir nizam!"
  • İnsanın "eşrefi mahluk", yani yaratılanların en şereflisi olduğu ve "Ahsen-i takvim" mertebesine sahip olduğu ifade edilir. İnsanı hayvanlardan ayıran özellikler (doğru/yanlış, faydalı/zararlı, adalet/zulüm, güzel/çirkin ayrımı) ilim, ekonomi, siyaset, hukuk, ahlak ve sanatın kaynağı olarak gösterilir.
  • Alıntı: "Bizler, eşrefi mahluk, yani yarahlnuşların içinde en şerefli olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Ahsen-i takvim' e, yani meleklerden bile üstün bir mertebeye, Allah' ın yeryüzünde halifesi ola­bilecek yetenek ve meziyetlere sahibiz."
  • Materyalist görüş reddedilerek, kainatın ve insanın bir Yaratıcısı olduğuna inanan maneviyatçı görüşün toplumsal huzuru sağlayabileceği savunulur.
  • Alıntı: "Materyalist görüş, kainat ve insanın tesadüfler sonucu var olduğunu iddia eder. Bu görüş manevi değerleri yok sayar, her şeyin maddeden ibaret olduğunu kabul eder. Bunun sonucu olarak da toplumda huzuru sağlayamaz. Maneviyatçı görüş ise kainatın ve insanın bir Yaratıcısının olduğuna inanan görüştür."

Hak-Batıl Mücadelesi ve Cihat:

  • Hayatın iman ve cihattan ibaret olduğu temel bir prensip olarak sunulur.
  • Alıntı: "Çünkü hayat, iman ve cihathr."
  • Dünya hayatının, "irade-i cüz'iye" (külli iradeye karşı insanın kısmi iradesi) ile iyiyi ve kötüyü seçme imtihanı alanı olduğu ifade edilir.
  • Alıntı: "İşte bu imtihanı gerekli kılar. Bu yüzden Cenabı Hakk dünya hayatını Hak ile batılın mücadele meydanı olarak yaratmıştır."
  • Hak kavramı, mutlak ve her şart altında doğru olan şey olarak tanımlanır. Batıl ise bunun tersidir.
  • Alıntı: "İşte şarta bağlı olmaksızın, mutlak olarak her şart altında doğru olan şeye 'Hak' denir. Bunun tersi olarak bir insan iki kere iki üç eder dese bu yağmur yağsa da yanlışhr... Her şart alhnda yanlış olan şeye ise 'bahl' denir."
  • Bütün Müslümanların ilk ve temel vazifesinin Hak-batıl mücadelesinde cihat etmek olduğu vurgulanır. Cihat, Hakk'ın hakim olması, insanlığın huzura kavuşması ve sorumlu davranmak anlamına gelir. Siyasetin de bu gaye için yapılan bir cihat olduğu belirtilir.
  • Alıntı: "Bütün Müslümanların ilk ve temel vazifesi, Hak-bahl mücadelesinde cihat etmektir... Cihat etmeyen insan, dünya imtihanını kazanamaz."
  • Gerçek iman sahibi kişinin, kendisi için sevip istediğini kardeşi için de isteyendir ve insanların hayırlısının insanlara faydalı olandır olduğu hadislerle desteklenir. Bu, çalışmak ve cihat etmekle mümkün olur.
  • Cihattan kaçınmanın, sadece kişisel ibadetlerle yetinmenin dünya imtihanını kazanmak için yeterli olmadığına dair örnekler verilir.

İlim, Akıl ve İslam:

  • İslam'ın ilim, çağdaşlık, sosyal adalet ve adil düzen anlamına geldiği ifade edilir.
  • Alıntı: "İslam demek; ilim, çağdaşlık, sosyal adalet ve adil düzen demektir."
  • İlim tahsil etmenin kadın erkek her mümine farz olduğu hadisle vurgulanır.
  • Akıl, mukayese ve muhakeme aracı olarak tanımlanır, ancak İslamsız aklın tek başına mutlak doğruları belirleyemeyeceği savunulur. Akıl, İslam ve imanın emrinde olduğunda en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde olduğunda ise felaket olur.
  • Alıntı: "İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları bilemez, hay­rı ve şerri tayin-edemez."
  • Modern bilimin (fizik, kimya, matematik, astronomi, tıp vb.) kurucularının Müslümanlar olduğu iddia edilir ve el-Battani gibi Müslüman alimler örnek gösterilir. Onluk sistem gibi matematiksel buluşların Müslümanlar tarafından getirildiği belirtilir.
  • Alıntı: "Bugün Bah ilmi dediğimiz fiziğin, kimyanın, mate­matiğin, astronominin, tıbbın, tarihin, coğrafyanın ku­rucuları Müslümanlardır."
  • Batı'daki ilim adamının körü körüne hakikati aradığı, Doğu'daki (İslam) ilim adamının ise iman anahtarıyla ilim sarayına girip aydınlattığı şeklinde bir karşılaştırma yapılır.
  • Materyalizmin ve Darwinizmin bilimin gelişmesiyle geçerliliğini yitirdiği ve maneviyatçılığın ön plana çıktığı savunulur. Bilimin Allah'ın kainata koyduğu kanunları bulmak olduğu ve bunun din ile çelişmediği ifade edilir.
  • Alıntı: "Çünkü bizim düşüncemize göre bir gerçeği ilimde bulduğumuz za­man, aynı gerçeği dinde de bulmamız lazımdır. Bu ba­kımdan 'ilim + din = gerçek' formülü geçerlidir, dedik."

Kadının Yeri:

  • Kadının Müslümanlıkta son derece saygıdeğer bir konuma sahip olduğu vurgulanır. Hadis-i Şeriflerde kadının değeri ve hakları belirtilir.
  • Alıntı: "Dünya bir metadır. Onun en hayırlı metaı da saliha bir kadındır." ve "Sizin en hayırlınız, kadınlara karşı en hayırlı olanınızdır."
  • Veda Hutbesi'nden alıntılarla kadınların haklarına riayet edilmesi ve Allah emaneti oldukları ifade edilir.
  • Anneye verilmesi gereken öncelik hadislerle açıklanır ve annenin çocuk üzerindeki hakkının babadan daha fazla olduğu belirtilir.
  • Alıntı: "Bundan dolayı Müslüman bir ailede çocuk üzerinde annenin üç hakkı varsa, babanın bir hakkı var­dır. Anne hakikaten muhterem, mukaddes, büyük bir varlıktır..."
  • Doğu (Komünizm) ve Batı (Kapitalizm) sistemlerindeki kadın tasvirleri eleştirilir (hadde makinesi başında çalışan yorgun kadın, eşitlik adına doğasına aykırı muamele gören mutsuz kadın) ve İslam'daki kadının cenneti ayaklarının altında tutan bir varlık olduğu ifade edilir.

Mevcut Dünya Düzeni Eleştirisi ve Gizli Dünya Devleti:

  • Mevcut küresel düzenin barış ve huzur getirmediği, çatışmaları artırdığı ve sömürü üzerine kurulu olduğu eleştirilir. BM, Dünya Bankası, IMF, AB, NATO gibi kuruluşların insanlığın ifsadı için çalıştığı iddia edilir.
  • Alıntı: "Bugünkü dünyanın küresel kuruluşları olan BM, Dünya Bankası, IMF, AB, NATO gibi teşkilatların hep­si, insanlığın ifsadı için çalışmaktadır."
  • Dünya olaylarının tesadüf olmadığı, kendi hakimiyetini kurmak, insanları köleleştirmek ve sömürmek isteyen "Gizli Dünya Devleti" adlı bir gücün varlığına işaret edilir. Bu gücün tarihsel kökenlerinin Tevrat'taki sapkın öğretilere dayandığı ve zamanla finans ve ekonomi üzerinde büyük bir kontrol sağladığı savunulur.
  • Alıntı: "Yeryüzünde kendi hakimiyetini kurmak, bütün insanları köle yapmak, kendine tabi kıl­mak ve sömürmek isteyen bir gücün varlığını görmek gerekir. Bu gücün gayelerini, metotlarını, nasıl çalıştı­ğını, bütün dünyayı nasıl avucunun içine almak istedi­ğini ve bunun için asırlardan beri gelişerek bugün artık nasıl organize bir güç haline geldiğini bilmek gerekir."
  • Uluslararası kuruluşlar (IATA, Lloyd's, Dünya Bankası, IMF) ve merkez bankaları aracılığıyla dünya ekonomisinin bu gizli güç tarafından kontrol edildiği ve faiz yoluyla ülkelerin sömürüldüğü detaylı örneklerle açıklanır.
  • Alıntı: "İşte bütün bu merkez bankalarının Dünya Bankasın­dan ve IMF' den aldıkları borçlar, aslında Gizli Dünya Devleti'nin bankerlerinden ve bankalarından ödünç alı­nan ve onlara faizleriyle birlikte geri ödenen paralardır. Bu sistemde, borçlu ülkeler faiz yoluyla her yıl GDD'ye milyarlarca dolar ödemektedir."
  • Lozan Antlaşması'nın bir mola olduğu ve Siyonizmin Türkiye'yi AB üzerinden İsrail ile aynı birliğin parçası yapma ve bölgede ayrı bir devlet kurma planı olduğu iddia edilir.
  1. Ekonomik Sistemler ve Adil Düzen:
  • Doğu (Komünizm) ve Batı (Kapitalizm) sistemleri karşılaştırılır. Komünizmin mülkiyet ve kar kavramını yok saydığı, bireyi feda ettiği ve insan doğasına uymadığı için refah getirmediği eleştirilir.
  • Alıntı: "Komünist rejim, iyi bir rejim ama insan tabiatına uymuyor."
  • Kapitalizmin mülkiyet ve kar esaslı olduğu, üretim artışını sağladığı ancak materyalist olduğu, insaf bakımından köreldiği ve zengin bir azınlık dışında insanlığı sefalete sürüklediği belirtilir. Ahlak bozukluğunu teşvik ettiği savunulur.
  • Alıntı: "Çünkü kapitalizm, bir avuç mutlu azınlık dışında bütün insanlığı sefalete sürüklemiştir. Mağdur ve mus­tazafların sayısını artırmıştır."
  • Müslümanlığın kendine has bir ekonomik sistemi olduğu, madde ve manayı paralel yürüttüğü ifade edilir. Mülkiyete saygı gösterildiği, kar etmenin teşvik edildiği ("Veren el, alan elden üstündür", "el-Ktisibu habibulltih") ancak israfın haram olduğu ve kazancın hayırlı işlere harcanması gerektiği vurgulanır.
  • Alıntı: "Müslümanlığın kendine has gelişmiş bir ekonomik sistemi de mevcuttur. Bu ekonomik sistem, ne Doğu' da­ki sistemdir ne de Batı'daki sistem. Çünkü Müslümanlık daima maddiyatla maneviyatı birbirine paralel yürüt­müştür."
  • "Adil Düzen" kavramı, mevcut hile rejiminin ve köle düzeninin karşısında, hakkı üstün tutan, kimseyi sömürtmeyen, maddi ve manevi kalkınmayı sağlayan, inanca göre yaşama hakkı tanıyan, uzlaşma, barış, huzur, hürriyet, adalet ve refah düzeni olarak tanımlanır.
  • İnsanların doğaları gereği tüketmek istediği, üretmekten kaçındığı belirtilir ve Adil Düzen'de "tükettiğin kadar üreteceksin" prensibinin esas alınması gerektiği ima edilir.

Milli Şuur ve Eğitim:

  • Milletlerin varlığının devamı için dini, tarihi, iktisadi ve kültürel unsurlardan oluşan milli şuurun önemi vurgulanır. Milli şuurun yok edilmesinin dış güçlerin amacı olduğu iddia edilir.
  • Alıntı: "Aziz milletimiz, iki yüz yıldır dış güçler tarafından milli şuuru yok edilerek kendisine yabancı kılınmaya çalışılmıştır."
  • Batı adetlerini taklit etme ve Batı'yı üstün görme eleştirilir. İslam kardeşliğinin birleştirici gücü ve milli/dini değerlerden uzaklaşmanın felakete yol açtığı savunulur. Dil meselesi üzerinden insanların ayrıştırılması eleştirilir.
  • Alıntı: "Bu ülkenin evlatları, asırlar boyu mektebe, besmeleyle başladılar. Besmele kaldırılıp ye­rine 'Türküm, doğruyum, çalışkanım!' denilince, öbür taraftan Kürt bir Müslüman evladı; 'Ya öyle mi? Ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım!' demeye başladı. Ve böylece bu ülkenin insanları birbirlerine ya­ bancılaştırıldı."
  • Eğitim sisteminin ahlak ve maneviyatı, milli ve manevi değerleri esas alması gerektiği savunulur. Sadece akademik bilgi yerine edep, haya, iffet, helal ve haram gibi kavramların öğretilmesi gerektiği vurgulanır.
  • Alıntı: "Okullarda çocuklarımızın kalplerini ahlak ve mane­viyatla, milli ve manevi değerlerle doldurmazsak birta­kım kanun tedbirleriyle kalpleri boş çocukları bu yan­lış yollardan çevirmek mümkün olmaz."
  • İnsanın kalkınmadaki en baş unsur olduğu ve ahlaken sağlam bir insan unsurunun öneminin altı çizilir.

Yeni Dünya ve Milli Görüş:

  • Mevcut dünya düzeninin yerine Hakkı ve hakkaniyeti üstün tutan, ifsada değil ıslaha çalışan "Yeni Bir Dünya"nın kurulması gerektiği savunulur.
  • Bu yeni dünyada dini, ahlaki, ilmi, iktisadi ve siyasi düzenlerin ayrı ayrı ancak birbiriyle ahenk içinde olması gerektiği belirtilir. Devletin adil olması ve insan haklarını koruması gerektiği vurgulanır.
  • Yeni bir dünya bankası ve IMF kurulması, kültür işbirliği teşkilatı, şuurlandırma ve tanıtma teşkilatı, kadın ve aileyi koruma teşkilatı gibi yeni uluslararası kuruluşlar önerilir.
  • "Milli Görüş" hareketinin mevcut düşüncelere reaksiyon değil, doğrudan bir ilim ve fikir aksiyonu olduğu ifade edilir.
  • Milli Görüş'ün dört ana ilkesi sıralanır: Ahlak ve maneviyat, şahsiyetli dış politika (lider ülke olma), lider ülke kalkınma modeli ve yeryüzünde ifsadın önlenmesi, insanlığın saadeti için çalışmak.
  • Alıntı: "Milli Görüş, mevcut herhangi bir düşünce veya ha­reketin reaksiyonu değildir. Doğrudan doğruya bir ilim ve fikir aksiyonu olarak ortaya çıkmıştır."
  • Alıntı: "Dört ana ilkemiz vardır. Bunlardan birin­cisi 'Ahlak ve maneviyathr.' ... İkincisi 'Şahsiyetli dış politika'... Üçüncüsü 'Müstemleke tipi kalkınma' değil, 'Lider ülke kalkınma modeli'... Dördüncü­sü ise 'Yeryüzünde ifsadın önlenmesi, Türkiye'nin ve bütün insanlığın saadeti için çalışmaktır.'"
  • Hedefin intikam değil, bütün insanlığa saadet getirmek olduğu ve bunun için Milli Görüş'ün tanıtılması ve yaygınlaştırılmasının en büyük hizmet olduğu belirtilir.
  • Milli Görüş'ün insanlığı felakete götüren kasırgaların yönünü değiştirecek bir "kelebek etkisi"ne sahip olduğu ifade edilir.

İslam Birliği ve Gelecek Vizyonu:

  • İslam Birliği'nin kurulmasının kaçınılmaz bir zaruret olduğu vurgulanır.
  • Alıntı: "Bu zun çalışmaları ve dünyanın bugünkü gidi­şatı karşısında hiç kimse İslam Birliği'nin kurulması­na mani olamayacaktır. Bu, kaçınılmaz bir zarurettir. İslam Birliği, mutlaka ama mutlaka kurulacaktır."
  • Batı ve Doğu sistemlerinin sonunun geldiği ve yok olup gideceği ifade edilir.
  • Davanın İslam olduğu, gayenin Allah'ın rızasını kazanmak, hedefin Hak nizamı hakim kılmak, arzunun tüm insanlığın saadeti, yolun ise cihat ve ikna metodu olduğu özetlenir.
  • Alıntı: "Bizim davamız İslam'dır. Gayemiz Allah'ın rızasını kazanmakhr. Hedefimiz Hak nizamı hak.im kılmakhr. Arzumuz tüm insanlığın saadetidir. Yolumuz cihathr. Yolumuz ikna metodudur. İnsanlığın kurtuluşu ancak İslam ile mümkündür."
  • Gençlerin bu büyük hamleyi gerçekleştireceğine olan inanç tamdır.

Sonuç:

Metin alıntıları, Necmettin Erbakan'ın köklü bir İslam inancına dayanan, mevcut dünya düzenine eleştirel yaklaşan ve buna alternatif olarak Milli Görüş ve Adil Düzen ilkelerini savunan kapsamlı bir vizyonu ortaya koymaktadır. Yaratılış, ilim, cihat, ahlak, eğitim ve küresel siyaset gibi birçok konuyu İslam perspektifinden değerlendiren Erbakan, adil, huzurlu ve saadete ulaşmış bir dünya hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmanın yolunun ise Hak-batıl mücadelesinde cihat etmekten, Milli Görüş ilkelerine sarılmaktan ve nihayetinde İslam Birliği'nin kurulmasından geçtiğini savunmaktadır.